ben okula başlamadan önce kayıt için bu fotoğrafı çektirmiştik. önlük karşı komşumuzun oğlundan ödünç. saçım olabilecek en gergin haliyle atkuyruğu, acısı hala aklımda. fotoğraf çekilirken okula başlayacak olmanın bedbahtlığı içindeyim. 2 yıllık anaokulu tecrübem vardı, anaokulunu da sevmezdim. ben aynı babaannem gibi evde oturmayı, onun gibi hiç okula gitmemiş olmayı dilerdim ama bunu kimseye söyleyemezdim.
cem ise anaokuluna severek gitti şimdi okula başlayacağı için de öyle mutsuz falan değil. başlayacağı okula,
geçen günkü kısa ziyareti saymazsak, yabancı. anaokuluna başka bir yere gitti. sınıfındaki çocukların çoğu anaokulundan birbirlerini tanıyor olacaklar, cem ise dışardan geliyor. heyecan falan da yok, hatta okullu oluyorum diye biraz sevindiği bile söylenebilir. yarın okulda ilk günü. 9 aylık hamileliğin verdiği telaşlar yüzünden bu konu kafamda biraz geri planda kalmış olabilir ama şu anda şaşırıyorum, çocuğu okula başlayacak kadar büyümüş olmama şaşırıyorum.
cem "sen bu okul meselesini pek sevmiyorsun galiba, zorla gitmişsin zaten, değil mi?" diye sordu dün.
- biraz öyleydi, sen nerden anladın?
- amcama demedin mi, okulda sınıfın penceresinden görünen ağaç yapraklarını saymaktan başka bir şey yapmazdım diye, ordan anladım.
- benim gittiğim okullar çok sıkıcıydı ya da bana öyle geliyordu, bilmiyorum. herkes aynı olmaz, amcan da okulu çok sevdiğini anlattı. bakalım sen okulu nasıl bulacaksın?
Blogda okul işleri