Monday, July 2, 2007

oh be şu polis arabasını aldırdım sonunda

eskiden elinde bu tip bi oyuncak gördüğüm çocuğa kendi çapımda acırdım heralde alacak daha doğru düzgün bi oyuncak bulamamışlar falan diye geçirirdim içimden. bilmezdim çocuğun bizim çok güzel oyuncak diye saldırıp aldığımız bi şeyin yüzüne bile bakmayabileceğini ama ben bunu asla almam diyeceğim bi şeyi aldırana kadar elinden geleni ardına koymayacağını.

bu gördüğünüz araba pilli ve bildiğiniz siren sesinin yanısıra, "155 polis imdat her zaman hizmetinizdedir tamam", "sayın sürücüler lütfen emniyet şeridini kullanmayınız", "lütfen emniyet kemerinizi takınız" türü anonslara sahip. anonsları yapan abinin kendine has bi aksanı da var. kendimi boşverdim komşular ne durumda onu merak ediyorum. şimdilik kapıya gelen olmadı.

cem emniyet kemerinden nefret ettiği için emniyet şeridi ile ilgili anonsu yanlış anlamak işine geldi ve "anne bak polis emniyet kemerinizi kullanmayınız" dedi diyerek dikkatimi bu konuya çekmeye çalıştı. hal böyle olunca ona emniyet şeridi ile emniyet kemeri arasındaki farkı anlatmaya uğraştım ama farkı ben de o kadar iyi bilmediğim için sanırım pek başarılı olamadım.

pilli arabayı, yuvaya, parka, markete, kısacası her yere giderken önünden geçtiğimiz steyşın arabanın arkasında çin malı oyuncaklar, tokalar, vesaireler satan adamdan aldık, daha doğrusu almak zorunda kaldım. cem'le konuşurken adamdan (gün içinde aramızda defalarca konusu geçen bir kişilik kendisi) çocukken okuduğum bir kemalettin tuğcu romanının adı olan oyuncakçı dede diye bahsediyordum, cem de şimdi her sabah "oyuncakçı dede bugün gelmemiş" diyor. kendisi sanırız tatilde, bir süre daha dinlenir ve dönmezse buna en çok ben sevineceğim herhalde.

12 comments:

ozi said...

eğer bir kızınız olsaydı, o zaman da emin olun, o insanı hasta eden sindy'li pembe şeylerden dolardı eviniz. her şey sindy'li, her şey pembe..."pembe bir şey görünce kusmak istiyorum" diyen kız çocuğu annesi bir arkadaşım var. plastik polis arabaları, tabancalar mı yoksa sindy'li, pembeli şeyler mi daha tahammül edilebilir bilemedim :)

şadan said...

e halıları da aynı bunların! oyuncak arabalar konusunda ise bişi söylemiyim ben.

Aslı said...

E eee Yasemin işte böyle. Ben ne kadar direndiysem de evimiz bu dandikus arabalarla dolu, o da yetmedi şimdi iş makinaları ve tır setleri alıp garajlar inşa ediyoruz. Plastik zehirlenmesi yaşayacağımızdan korkuyorum.

Bu arada tuvalet işimizi birdenbire hallediverdik, hala inanamıyorum, gerçekten de zamanı gelince söylüyorlarmış.

Kreş nasıl gidiyor?

yasemin said...

pembeler de çok beter ozi :)

aslı harika, çok sevindim. yuvaya gidişi temmuz'da 1 senesini dolduracak ama zaten hala günde 2 saat gidiyor, iyi memnunuz. 2 günde 2 saat ile başlamıştı sonra 3 günde 2 saat oldu, mayıs'tan beri de her gün 2 saat artık bu sürenin uzamasını istiyorum sanırım bu grubunkiler eylül'de uzayacak. kerem'in saatleri nasıl, seviyor mu yuvayı? ben cem'i eylül'den itibaren sabahtan öğlene yarım gün yollayacağım galiba en azından ilk birkaç ay.

vildan said...

ne diyim ben yaa. çınar ambulans defne polis arabası hastası. aslında her ikisi de iki araca ilgi duyuyorlar ama aralarında paylaşmak durumunda hissettiler kendilerini herhalde. biz eve daha araba almadık ama polis ve ambulans arabalarının bulunduğu yapbozlar, kitaplar ıvır zıvırlar mevcut. cem acayip şeker, duyduklarını işine geldiği gibi çevirmesi çok komik :))) bi de biz dün okula başladık ühü, dün okulda ve civarında voltaladım ama bugün evdeyim ühüühüüü kendime güldüğüm bi duygusallık içindeyim :P

figen said...

Cem'in arabayla verdiği pozdaki surat ifadesi muhteşem .bizdeki arabaları saymayı bıraktım, evde trafik kirliliği yaşıyoruz ama böyle bir arabamız yoktu baba görmesin hemen alır bir tane.biz her alışverişte en az 2 arabayla dönüyoruz, evdeki markaların başka renkleri.
yaseminciğim sana sorum o halıyı nerden aldınız uzun zamandır arıyorum bulamadım muhteşem bir şey araba hastası çocuklar için iyi tasarım.
ve bizde çiş sorununu tamamen çözdük hep benim tembelliğim ve kararsızlığımdanmış. bezi ortadan kaldırdım artık bez mez yok bitti bu iş, abi oldun söyle çişini dedim .cumartesiden beri bir kaç kaza dışında geceleri bile kuru kalıyoruz tavsiyelerinede teşekkürler.

yasemin said...

aa çok iyi ya. çok sevindim. hissiyatımızı hemen farkediyorlar di mi, bu tip büyük değişikliklerden önce ben de kendimi hazırlıyorum, minicik bi titrekliği bile affetmiyorlar :) halı ikea'dan üzerinde yollar, binalar vs. var, şehir gibi üzerinde baya oyun kurup oynayabiliyor.

Anonymous said...

Yasemin merhaba,

Cem'in kresi icin "haftada 2 gun 2 saat ve 2 gun 3 saat" yazinca sana sorma ihtiyaci hissettim. Bahsettigin yer Montessori anaokulu mu? sevgiler, gunnur

yasemin said...

hayır değil günnur maalesef. istanbul'da bu yakada (anadolu) tam olarak montessori'yi uygulayan bir anaokulu benim bildiğim kadarıyla yok. karşıda birkaç yer buldum ama benim için yuvanın yürüyüş mesafesinde olması da önemliydi, bizim buralardaki her sokakta nerdeyse 2 tane anaokulu olduğu için aralarından birini seçtim. oyun grubu olduğu için çok küçük yaşta (tam 2 yaşındaydı cem) başladıkları için öyle minik saatlerle giriş yaptılar, şimdi her gün gidiyor hatta bugünden itibaren saatleri de uzattım (3.5 yaptım uyum sağlarsa ki öyle görünüyor haftaya biraz daha uzatabilirim), ne de olsa 07/07/07'de 3 yaşında olacak :)

yasemin said...

vildan ben de heyecanlanıyorum seninle birlikte, imreniyorum da sana çünkü sen iki çocuk için birden hissediyorsun :) lütfen gelişmeleri ayrıntılı anlat.

Anonymous said...

Yasemin, tesekkurler bilgi icin. Biz burada birazdan 7 temmuz'a girecegiz, simdiden Cem'in dogumgunu kutluyorum. Saglikli, huzurlu, keyifli bir omru olsun. Tabi seni de cok kutluyorum :)
sevgiler, gunnur

Aslı said...

Yasemin, ben mecburen tam gün gönderiyorum, ama çok seviyor kreşi. Eğer alışmışsa korkma yarım günden, çünkü biz de annem taşınmadan önce ilk servisle akşam üzeri alıyorduk ama artık en son servise kalıyor ve bunu o saatte parka çıkarak kolayca çözüyorlar, geç geldiğini bile farketmedi oğluş.