Friday, May 8, 2009

şimdiki çocuklar harika


kütüphaneye üye olacağımı bildirmiştim, oldum. 15 günlüğüne 3 kitap seçmek üzere rafların arasına daldığımda, ilk gözüme çarpan aziz nesin'in şimdiki çocuklar harika kitabı oldu. çocukken okumuştum, o zamanlar ben de harikaydım belki kimbilir ama şimdi harikalık hak getire, dante gibi ömrünün ortasına gelen çoğu insanoğlu gibi çeşit çeşit tornalara gire çıka çoktan yontulup formatlandım. bu yaşımda kitabı nasıl bulacağım acaba diye merak ettim, aldım. aziz nesin'in en sevdiğim kitabıydı bu. o yaşta bile komik filmlerle kitaplara, fıkralara, arkadaş meclislerinde anlatılan komik durumlara doğru dürüst gülemeyen gülme özürlü biriydim ama kitabın ilk sayfalarında epey gülmüştüm ilk okuduğumda.

kütüphaneden çıktıktan sonra eve dönmek üzere otobüse bindim. otobüste dayanamayıp okumaya başladım, aynı yerlerde yine çok güldüm, sonra da pişman oldum eve kadar sabretmediğim için. evde başlasaydım o en sevdiğim komik yerlerde bağıra çağıra gülebilirdim, otobüste çok tuttum kendimi. beni gören olduysa ki olmuştur, sessiz de olsa çok eğlendiğimi kesin farketmiştir. 

bu kitabı 20 küsur sene sonra tekrar okumak; bir zamanlar çocuk olduğumu, o çocuğun neden ve nasıl bugün olduğu gibi bir yetişkin olduğunu düşünmeme sebep oldu. çocukluktaki saflığın, doğallığın, kendine özgülüğün, hesapsızlığın yerinde, büyüdüğümüz zaman neden yeller esiyor sorusunu sürekli kafasında gezdiren biri olarak aradığım cevapların bazılarını burda buldum. belki bu cevapların çoğunu zaten biliyoruzdur ama iş uygulamaya gelince insanın kendisini değiştirmesi her şeyden daha zor görünüyor. çoğu zaman eskiden gördüğümüz neyse onu yapıp geçiyoruz, en kolayı ve zahmetsizi seçiyoruz, yorgunuz zaten, bahane de sağlam, bi de o yollar çoktan işlemiş hücrelere hatta refleks olmuş nerdeyse. örnek mi, çoktan kendi kendine yiyebilecek yaşa gelmiş çocuğu "aman o kendini doyuramaz, aç kalır maazallah" zihniyetiyle beslemeyi sürdürmek, ilk aklıma gelen. bu absürdlüklerden kurtulmak için düşünmek, düşünmek, uğraşmak, çalışmak gerekiyor. yani benim için öyle. büyüdük, anne - baba olduk diye çocukları kendimize benzetmek için onlara bilgiçlik taslayacağımıza, doğru dürüst insanlar olmak için çabalasak çok daha hayırlı bir iş yapmış olacağız. 

9 comments:

Nihan said...

Çok severim o kitabı Yasemin. ben küçükken uyamadığım zamanlar kardeşimi uyandırır, o da uyumasın diye kitabı ona da okurdum. Gerçekten de bir müddet sonra gülmekten uykusu açılırdı. Hey gidi hey...

Anonymous said...

aaa:)) diye gülümseyerek tepki verdim yazını gördüğümde yasmin, ben de 1-2 ay önce bu kitabı okumuş ve şeboya vermiştim:)gece katıla katıla,gözümden yaş gele gele gülmüştüm okurken...bak görüşsek de arada bu detaylar kaçıyo, iyi ki blogun var;)

füs said...

füs'üm ben, anonim diil:)

yasemin said...

şu şiir okurken tek ayağı yere vurdurma hadisesi beni benden alan yeri :D

Nihan said...

Kuyruğundan yağ çıkar, eti de bize besin...

yasemin said...

ey mintanlı topraklar, ey yaldızlı fistanlar
ey kırka bir başaklar, otlar, atlar, destanlar
ve daha sık boy atan bostanlar diyarı
heeeeyyyy!

Isil Simsek said...

Hay allah ben de okumak istedim simdi..

elif said...

yav ben bunu gecen yaz tr'ye geldigimde annemlere biraktigim kitaplar arasinda bulup okumustum, hey gidi hey.. cocukken ben de cok severdim bu arada. kac kere okudum kim bilir.

tuğba said...

yasemin , anneler günün kutlu olsun.oğlunla mutlu bir ömür dilerim...