Tuesday, March 2, 2010

dünyanın en zor işi

yasemin: hadi yesene
yasemin: yemek bitince oyuna oyun demiycez. kızma birader masada bak.
yasemin: heeey nereye gittin, yemiyosun yine
y: ohoooo hep döküldü, bak yerlere falan
...
y: e ama sürekli döküyosun. allah aşkına bi dökmeden ye, dünyanın en zor işi değil bu!
cem: dünyanın en zor işi seninle yaşamak!


aksam yemegi sirasinda aramızda geçen konuşma. 
düşünüyorum da, şu yemek meselesinde ek gıdaya geçtiğimiz günden beri (yani 5 yıldır) sürekli yanlış işler yapıp duruyorum. öğrenemedim gitti,
yemek sırasında çocuğa karışmayı bırak, dünyanın en zor işi değil bu!

foto: 25/4/2009, çiya

15 comments:

Damla said...

Ilgaz da bana bunu söylemeden bıraksam iyi olur :( Sigarayı bile daha kolay bıraktım.

Sanırım bu bir genetik bug, annelerde olan, "ya yiyecek bulamazsam" diye bulduğumuzu tıkıştırmaya çalışıyoruz ağzına. Antalya'da karain mağarasında yaşamıyoruz ama.

Bu yazıya da hak vermiştim zamanında: http://antiquemommy.com/2006/08/23/the-broccoli-police/

asliberry said...

Böyle mıh gibi kalıyor insan sandalyesinde değil mi? Söyledikleri bir cümle insanı ciddi iç hesaplaşmalara itiyor. Ben çok beterim bu konuda. Dökme, elini yıkadın mı? Hatta öyle otomatiğe takmışım ki, çocuk yemeği bitirmiş, ben hala dökme, dökme, Dökme, DÖKMEEEE diyorum. Özgürlük Okulu'nu okudum okuyalı kendimi dizginlemeye çalışıyorum. Artık ikide bir seni uyarmayacağım dedim, sen kendi sorumluluğunu alabilirsin. Bu sefer de bezdiğimi ve tavır yaptığımı zannedip ama anne benim senin uyarılarına ihtiyacım var dedi. Çocukların ne kadar çok şeyi öğrenmesi gerekiyormuş ya. Öfff. Onların işi bizde de zor.

Müge said...

Çiyaaaa!!! Ben de Çiya'ya gitmek istiyorummm! Bu arada ne güzel çıkmış fotoda öyle, kıyamam, küskün bakışlar falan...

asliberry said...

http://www.ntvmsnbc.com/id/25063902/

Aslı'ya dair said...

Yemek yedirme ısrarı bende de var çocuk doydum dese bile inanmıyorum ona ne yedin ki bak bunuda yersen diye başlayan cümlelerin ardından bir sürü ödül sunuyorum ona benim ısrarlarım sonunda ya ağlıyor ya kusuyor çocuk bezdi artık

k.i.s.d. said...

Hmmm ders alınacak yazılar klasöründe en başa geçsin bu yazı! Çok geç olmadan :)

Ayse said...

bunaysa bayıldım.. keratayı özlemişim..

yasemin said...

ayşe, nasıl ama lafı gediğine iyi oturtmuş, di mi? yalan da değil aslında, bana da zor geliyor kendimle yaşamak.

Ayse said...

herkese zaman zaman kendiyle yaşamak zor gelebilir bence. Ben de bazen kendimi zihnimde uçuşan düşünce ve duyguları abartıp ciddiye alarak sıkılıyorum ama sonra diğer tarafa zıplıyorum.. hemencecik olamıyo tabi emek gerekiyo. Biraz doğayla haşır neşir olmak, kitaba-müziğe konsantre olmak, sakince yemek yemek yetiyo bazen.. herşeye rağmen nefes alabilmek güzel ama. yaman oğlan bu küçük yakışıklı! annesi & babası gibi çok akıllı ama kendine özgü bi genç adam :)

17 mart akşamüstüne dek İst.dayım. Denk getirebilirsek bi Kadıköy yapalım..

yasemin said...

yapalım, ararım.

architect said...

Çok tatlı çıkmış bu fotoda Cem,maşallah..Ayrıca ben de kızıyorum kendime,ağzına besliyoruz hala çocuğu..Ama 2. çocuk ta hatalarımı dikkate alıp aynı hataları yapmamayı planlıyorum :)

yasemin said...

ah ne guzel demek bebek geliyor okudum ama cinsiyetini anlayamadim meraktayim

bu 3 sene oncenin postu valla ben o gunlerde biraktim yemek diretmesini ruyaya da hic yapmadim oh be dunya varmis ha gonlumden gectigi gibi yiyorlar mi hayir ama takmiyorum cunku hayat oyle cok zor

özden said...

bu ara hafta sonları annemlerde kalıyoruz. yemek boyunca hem annem hem babam hiç durmadan dersu'ya bir şey yedirmeye, bir şeyi sevdirmeye, bir lokma daha, o bitince bir lokma da şundan, sonra bir lokma da bundan tattırmaya çalışıyorlar. çıldıracak gibi oluyorum. ben de bazen ısrarcı olurum ama ana-babama bakınca aferin diyorum kendime, genetik mirasıma rağmen ben kendimi baya eğitmişim :)bizimkilerle yemeğe oturmaktan ben korkar oldum.

yasemin said...

ozden bu haftasonu cocuklarla yalnizim ben evde aman bir ozendim sorma sana keske benimkilere de yemek hazirlayip zorla yediren bir aile buyugu olsaydi valla sap basima kalmaktan biktim burda aglamak istiyorum uhuu
ama seni de anlamiyor degilim bizde boyle seyleri yapan olmayinca ben keske olsaydi diyorum olsaydi da bunalabilirdim emin degilim ama ya yine de olsun da camurdan olsun

özden said...

kesinlikle benim için annemlerle aynı şehirde oturmak büyük bir nimet. her başım sıkıştığında, her ihtiyacım olduğunda yanımdalar. bu durum bakıcı teyzemiz için de büyük bir şans. her istediğinde "tamam gelme, annemlere bırakırız" diyoruz, iki haftada bir cumaları zaten anneanne ve dede ile dışarıda olma günü. öyle söylediğime bakma, her fırsatta diyorum iyi ki hala elleri üzerimde diye :) bir de tabi annem ve babam nihayetinde, çok bunaldım mı "durun azcık" diyebiliyorum. bu durum kayınvalide-peder ile olsaydı mesela, çok beter olurdu, onlara laf da söylenmez. yok yok benimki gerçekten şımarıklık, kıymet bilmem lazım azcık :)
seni de çok iyi anlıyorum. evdeki erkek modeli ne kadar yardımcı, ne kadar eşitlikçi olursa olsun asla bir annenin yaptığı kadar iş yapmıyor. çocukların babadan beklentisi de daha az. en azından bizde öyle, dersu benim suyumu çıkarıyor çünkü beni daha çok seviyormuş, öyle diyor :)