Sunday, November 27, 2011

sokma akıl

öykü'nün yazdıklarını okurken ben de aklımdan geçenleri yazayım dedim. bu zamanda çevremdeki çocukların çoğu büyüklerinin samimiyetsizliğinden paylarını alıyorlar. evcilik oynayan, hırslı bir şekilde kusursuz olmak, en iyiyi bilmek ve yapmak, çocuklarına iyi örnek olmak için çırpınan annelerin çocukları bunlar.

çocuğa iyi örnek olmaya çalışmak: sanki sahneye çıkmak, rolünü oynamak ve oradan inmek gibi. devamlılığı yok, sürdürülebilir değil. sahne performansına enerjisi olmadığında, kabak gibi kendisi işte. hoş, anne sahnedeyken de onun aslını görmüyor mu çocuk? görüyor, çünkü rol kesen kişinin samimiyetsizliği 5 duyuyla (belki 6. hissin de yardımıyla) teşhis edilebilen bir şeydir ve çocuklar bunu ayırdedebilir hatta bizden daha iyi görebilirler.

çocuğun sahnedeki anneden öğrendiği, doğru dürüst bir insan ya da o anda annenin hedeflediği her neyse öyle biri olmak değil; rol kesmek, karşısındakini kandırabileceğini sanmak, kendisini karşısındakinden daha akıllı ve üstün görmek gibi şeyler. daha küçücükken karşısındakini kandırmaya çalışan çocuk (nasıl oluyorsa) sevimli bulunabiliyor, oysa çocuk o sırada daha önce  kendisine yapılandan kaptığını karşısındakine yapıyor. karşısındakini aptal yerine koyma davranışına yetişkinlerde rastladığımızda hiç de sevimli bulmuyoruz, değil mi? peki ama bu çocukların büyümüşlerinden de bol miktarda yok mu etrafımızda, içimizde, oralarda ya da buralarda bir yerlerde?

aslında içten içe hepimiz biliyoruz, çocuklar laftan ya da bizim kof idealist anne rollerimizden bir şey öğrenmiyorlar; biz gerçekten, hakikaten neysek, ondan öğreniyorlar. çocukları değil kendimizi adam edelim.



öykü'den:
...
Sokma akılla bir yere kadar gidilebiliyor. İnsan istediği kitaptan istediği kadar güzel ebeveynlik önerileri okusun, bunları içselleştiremediği; yani kendisi, geçmişi ve hayatıyla samimiyetle hesaplaşma cesareti gösterip önce kendi yaralarını iyileştirmediği sürece bütün o davranışları sırıtıyor, hepsi yapmacıklığını karşı tarafa hissettiriyor.



tamamı burda

*



§  sokma akıl sekiz adım gider
 hep başkalarının verdiği akılla hareket eden kimse, bir yere kadar başarılı olur, daha sonra ne yapacağını bilemez.
Atasözü




  kaynak: tdk.gov.tr (atasözü ve deyimler sözlüğü)
resim burdan

7 comments:

Müge said...

Yine çok güzel bir yazı olmuş, Yasemin.

anne kaleminden said...

öykünün yazdıkları da çok doğru, senin de kesinlikle katılıyorum...

yeliz said...

çok doğru. ben işte anneliğimin ilk senesinde ve biraz daha sonrasında öyleydim. belki hala öyleyim ama biraz daha içselleştirdiğimi düşünüyorum kitapları. Ah ulen bu kitabın nereseinde yazıyordu diye çok düşündüm. Ama insanın hayatının bir döneminde mutlaka böyle bir yoldan geçmesi gerektiğine inanıyorum. geçmeli ki, aklı başına gelsin ve özüne dönsün. O yüzden hiç "eğitim kitaplarını yakalım" güruhunda olmadım, hala da paylaşmadığım yegane kitaplarımdır onlar:) ama yavaş yavaş normale döndüğümü hissediyorum.
sevgiler...

Öykü said...

Yumuşacık yazmışsın,demek istediklerimi benden daha iyi anlatmışsın. :)

yasemin said...

teşekkürler :)

yeliz, kitapları yakma taraftarı değilim ben de :) zaten öyle çok ebeveyn kitabı okudum ki böyle düşünürsem okuduklarıma da, öğrendiklerime de haksızlık etmiş olurum. sözde değil de, gerçekten dürüst, gerçekten paylaşmayı seven, gerçekten karşısındakini anlamaya çalışan, bencillikten uzak... (fill in the blanks with the appropriate words 8) isek çocuklarımızın da öyle olma ihtimali olur, gerisi laf-ı güzaf. yani ihtiyacı olan birine elimizdeki bir şeyi vermiyorsak, vermemek için 1000 dereden su getiriyorsak, çocuğun elindeki plastik kovayı parkta rastladığı çocuğa vermemesini anlamamız lazım. tabi tek sebep her zaman biz değiliz, 2 yaşındaki çocukla zıtlaşmanın da bi manası yok, o ayrı :) ama kendimize bağlı sebepleri düşünmek zorundayız.

polente said...

Ben de bugün tam bu konuyu düşünüyordum, ebeveyn olarak 8. ayımı bitirirken şu mükemmellik kaygıları ve yetersizlik takıntıları arasında gidip gelen annelik hallerini.

Ben geniş bir insanım belki olmam gerekenden biraz daha fazla, tembelim, merhametliyim, vefalıyım, kariyer olarak büyük bir başarım yok. Oğlumdan da her şeyi ile kusursuz bir insan olmasını beklemek ya da sırf ona şahane bir ebeveynmiş gibi görünmek için farklı davranmak.

polente said...

yazının sonu kaybolmuş,
...saçma geliyor. olarak bitiyordu cümle :)