Wednesday, August 8, 2012

okumanın sıkıcı bir şey olduğunu düşünüyorsan, bu işi yanlış yapıyorsun.

foto burdan

çocuklar için de geçerli bu. yanlış neredeyse bulup kaş yaparken göz çıkarmadan düzeltmek bizim işimiz. 

alınan kitaplar mı sıkıcı ya da didaktik ya da resimsiz ya da...?
çocuğun başında oku oku diye ya da okumuyorsun okumuyorsun, niye okumuyorsun diye boza mı pişiriliyor?
ev elektronik oyuncaklardan mı geçilmiyor?
tv?
evdeki büyüklerin tv ile ilişkisi nasıl?
evdeki büyüklerin kitapla ilişkisi nasıl?
çocuğa okuyacağı kitabı seçme hakkı mı verilmiyor?
çocuğun çizgiroman okumasına izin var mı?
saftirik, düşükdon, pasaklı kafadarlar türü kitaplar yanlış örnek oluyor / tembellik öğretiyor vb nedenlerle evden uzak tutuluyor mu?
çocuğun çevresinde okumayı sözde değil özde seven büyük mü yok?
okulda kitap/kütüphanecilik haftalarında okuma sevgisi aşılama adı altında yapılan hamasi soğutma aktiviteleri dışında adam gibi kullanılan bir okul ya da sınıf kitaplığı mı yok?
sınıf öğretmeni en son ne zaman kitap okudu (sınıfta demiyorum. evinde, vapurda, metroda..?)
çocuğunuz sizi en son ne zaman bir kitabı okurken gördü?

sorular çoğaltılabilir. çocuğa zorlamayla, eline kitap tutuşturmakla, "günde ... dk. kitap okuyacaksın" diktalarıyla okumak sevdirilmez; bu yolla olsa olsa tam tersi gerçekleştirilir. neden çocuğun okumasını istiyoruz? okumak bir mecburiyet, ne bileyim bir vatandaşlık görevi değil; dayatacağınıza hiç dokunmayın daha iyi.

çocuk okumanın sıkıcı bir şey olduğunu düşünüyorsa bunda bizim sorumluluğumuz mutlaka var.

2 comments:

Müge said...

Yine ne kadar güzel yazmışsın, Yasemin. Bu yazıyla bir de şunu düşündüm; ben niye okudum? Yalnızdım, resimlere baktıkça heyecandan midem bulanıyordu. Evde kocaman bir kütüphane, kitaplarda bambaşka bir dünya vardı. İnsan yeterince konsantre olursa kendini o kitapların içinde bile hissedebiliyordu. Sonra kitap okumam teşvik edildi, istedikçe hep kitap alındı, kitap önerildi. Bir de İngilizce kitaplar vardı, ne yazdığını anlayamazdım. Onları anlayabilmek için İngilizce öğrendim. Bugün kitap çeviriyorum. :)

polente said...

Assos'tan dün döndük, 5 gün Ömer uyurken babası yüzdü ben de Midilliye bakıp Lavinia'yı okudum. Tatilden mi yoksa Lavinia'dan mı daha fazla mutlu oldum bilmiyorum.
Benim ilk gerçek anım annemin abim ve beni cebimize para koyup "Cağaloğlu'na gidin kendinize kitap alın" diye yollayışı. Emre, Hababam Sınıfı'nı alıp aynı gece okumuştu sonra o kitabı kaç sefer daha okuduk evire çevire parçalandı, kopuk sayfalar halen saklanıyor. Ben de afacen beşler'i almıştım bir iki tanesini kelebek yayınlarından çıkanlar. Hasta olmuştum, onları sonra kuzenlere verdik, heder oldular maalesef.