Monday, October 29, 2012

ben kendimde bir şey farkettim

cem'in okulunda her sene sınıflar karıştırılıyor ve sınıf öğretmeni değişiyor. bunu duyanlar alışkın olmadıkları için hemen "aaa kötüymüş" diyorlar, belki ben de ilk duyduğumda böyle düşünmüşümdür ama şimdi 3. senede, bunun zannedildiği gibi kötü bir şey olmadığını biliyorum. bir kere cem'in bu sayede kendi dönemindeki hemen her çocukla aynı sınıfta olma, arkadaş olma şansı var. gerçi o 1. sınıfta tanıyıp yakınlaştığı 3 arkadaşıyla takılmaya devam ediyor. dördü şanslarına, geçen yıl da aynı sınıftaydılar ama bu yıl her biri başka şubelere dağıldılar. buna rağmen teneffüslerde sürekli birbirleriyle oynamaya devam, okul dışı buluşmaları da yine birbirileriyle yapıyorlar yani şubeler ayrıldı diye arkadaşlar ayrı düşmediler.

cem ve üç yakın arkadaşı geçen yılki sınıf öğretmenlerini pek sevmemişlerdi. çocukların anlatttıklarına bakılırsa bu öğretmen sinirliydi, kızınca avazı çıktığı kadar bağırıyor, sert konuşuyordu, bazen de sevecen öğretmen rolü yapıyordu (gerçekten sevecendiyse bile bizimkileri pek ikna edememiş anlaşılan) oysa 1. sınıf öğretmenlerini dördü de iyi anıyorlardı. bu yıl hepsi de farklı şubelerde olan arkadaşları öğretmenlerini nasıl buldular bilmiyorum ama cem bu yılki öğretmenini çok sevdi.


sınıf öğretmenleri dışında bir de branş öğretmenleri var: müzik, beden eğitimi, sanat, satranç, basketbol koçları, aikido hocası, rehber öğretmen... bu öğretmenlerin arasında da öne çıkanlar var, cem çok kayda değer bir şey olmadıkça bahsetmez ama satranç öğretmeninin cem için biraz daha özel bir yeri olduğunu biliyorum.



bu sabah onur'la mutfakta kendimizce önemli konulardan konuşurken cem ile rüya yerde oynuyorlardı. ben aslında içeri gitmelerini istiyordum çünkü o zaman daha sakin ve dağılmadan konuşabilecektik ayrıca bazı konuları çocuklar yanımızda diye ayıklamak ya da sansürlemek zorunda kalmayacaktık. cem'in konuştuklarımızın her kelimesini dikkatle dinlediğini biliyordum. cem konu ne olursa olsun konuştuklarımızı dinler. yetişkin dünyasını, kararların, yargıların nedenlerini niçinlerini merak eder, konuşulanları anlamadığı anda oyunu bırakıp neden öyle, o ne demek, sen ne demek istedin diye sorar. bugün de artık söylediklerimizden hangisi ona bunu çağrıştırdıysa, bir anlık boşluktan yararlanarak araya girip 

"ben kendimde bir şey farkettim; eğer bir öğretmen iyiyse ben de daha iyi oluyorum." dedi.


bu sözünü çok tuttum, kendisinde bunu şimdiden farketmiş olmasına da çok sevindim. ne kadar doğru, karşımızdaki insan kim olursa olsun, bize karşı iyiyse, biz de daha iyi bir insan olmaz mıyız? hele çocuklar için öğretmenlerin, anne-babanın kendilerine karşı tavırları ne kadar önemli.


cem'in bunu farketmiş olmasında, anaokulundan beri her yıl değişen sınıf öğretmenlerine ek olarak satrancın onun özel ilgi alanı haline gelmesinde ve bu sayede okul takımına girmesinde önemli rolü olan satranç öğretmeninin payı var. çocuğumuzun (ve ilişkide bulunduğumuz diğer insanların) davranışlarından yakınmadan önce dönüp kendi tutumlarımıza göz atmak için iyi bir hatırlatma oldu cem'in sözleri bize bu sabah.

5 comments:

Ecehan said...

Cem takdir edilecek yetenekler kazanmış maaşallah ve de haklı.
Okul işi, hem ev hem okul kanadından aynı derecede önemli. Sadece iyi öğretmen yetmiyor, çocuğun kendisi ve ailesi de çok önemli, ya da sadece çocuk ve aile yetmiyor öğretmen ve hatta okul idaresinin tutumu da önemli. Öğretmen bir anne-baba çocuğuyum, iki evladım okullu, kardeşim öğretmen, dolayısıyla doğdum doğalı bu meselelerle hergün hemhal olan biriyim. İnşallah tüm yavrular için bu üç sacayağı tastamam olur da sağlıklı kafaya sahip, pırıl pırıl çocuklar yetiştiririz.
Bol şanslar.

asliberry said...

Ben Cem'i ısırmak istiyorum. Bu farkına vardığı şey o kadar doğru ki. Canım benim. 8 Yaşındaki çocuk farkına varıyor da 48 yaşına gelmiş öğretmenler farkına varamıyor. Sen çok yaşa Cem. Öperim o güzel yanaklarından.

serpil said...

Hayran kaldım Cem'e

resimli günlük said...

Cem'in farkında olabilmesi, farkındalığını dile getirebilmesi ve annesinin de bunu paylaşarak beni farkında kılması çok hoşuma gitti :)

Işıl Karababa said...

valla yase, ayna aynayız biz. bak şaka değil, birine çok güzel yapmışsın de nasıl olacak, bu ne yaa diye gir söze nasıl olacak...