Thursday, November 22, 2012

yasemin ve 8 yaşındaki cem'den fuara gidecekler için kitap önerileri

cumartesi cem ile tüyap'a gitmeye karar verdik. rüya onur'a emanet, biz çıkacağız bakalım yola, nasıl gideceğimiz henüz belli değil. metrobüs hatta artık avrupa yakasında olmamıza rağmen vapur aklımdaki seçenekler. bakırköy'e levent'ten vapurla gitmesi daha kolaymış gibime geliyor (beşiktaş'tan kadıköy'e ordan deniz otobüsüyle bakırköy'e) bakırköy deniz otobüsü iskelesinde tüyap servisleri bekliyor. neyse nasıl gideceğimize sonra karar veririm.

cem alacağı kitapların yayınevlerinin logolarını çizecek kadar detaylı bir liste hazırladı ve bana verdi ama şu anda bu listeyi nereye koyduğumu hatırlamıyorum. bu yüzden onun almak istediği kitaplar ile ilgili bir şey söyleyemeyeceğim. cumartesiye kadar bulurum diye umut ediyorum.

benim ise fuara adım atar atmaz almayı dilediğim kitap şule gürbüz'ün zamanın farkında'dan çok kısa bir süre sonra çıkan yeni kitabı coşkuyla ölmek. ilk iki kitap arasında 20 yıl kadar bir süre olunca üçüncü kitabın bu kadar çabuk geleceğini beklemiyordum doğrusu.


iletişim standına gelmişken tek kitapla ayrılmak olmaz, yine fuara yetişen bir kitabı daha almadan gitmeyelim: emrah serbes hikayem paramparça.




iletişim yayınları demişken cem'in bu yayınevinden severek okuduğu serileri yazmadan geçmeyim, cem'in yaşıtlarına tavsiyeleri niyetine:

irfan sayar'ın zihni sinir serisi, cem'in yaz tatili boyunca elinden düşürmediği bir seriydi. bu kitapları tekrar tekrar okudu, onlardan ilham aldı ve kendi zihni sinir procelerini oluşturup çizerek saatlerini geçirdi. kitaplarının verdiği ilhamla kocca bir yaz tatilini geçirirken bize sağladığı destek için irfan sayar'a teşekkürü borç bilirim.

tuhaf sokak serisi de cem'in bu yazki keşiflerinden, okumadığım için hakkında fazla bir şey bilmiyorum ama cem'in kısa sürede tamamını okuyuvermesine bakarak bu seriyi tavsiye edilecek kitaplar arasına almakta sakınca görmüyorum. bir de ben bu dört kitaplık serinin kapaklarını çok beğeniyorum.





yamuk okul serisini ve felaket henryleri de unutmayalım. francesca simon'un iletişim'den felaket henry serisi dışında çıkan kitapları da var. tüm kitapları için şu linke göz atabilirsiniz. cem henüz anaokulundayken ona felaket henryleri alıp okumaya başlamıştık. kendisi okumayı öğrendikten sonra tüm seriyi baştan sona tekrar okudu hatta çoğu kitabını birden fazla okumuştur. o yüzden bu seriyi gönül rahatlığıyla ekliyorum. ayrıca dünyada da çok satan henry maceralarını, cem'in arkadaşlarının da sevdiğini biliyorum. alırsanız pişman olmazsınız, çocukların okumayı sevmelerine çok etkisi olan bir karakter henry.

çocuklara okumayı, ailelerin tercih ettiği örnek ve bay/bayan doğru kılıklı kahramanlar değil henry türü karakterler sevdiriyor. bir de çocuklar kendi kitaplarını seçerken karışmamak çok işe yarıyor. bunu yapmak her zaman kolay değil ama bence gerekli. son olarak, kitabın ne anlattığını unutun, eğer içindeki illüstrasyonlarda ve kapak resminde iş yoksa o kitabı almayın. resimler parlak değilse kitabın kendisi de pek matah çıkmıyor zaten. akıllı uslu karakterleriyle örnek olsun, kısa yoldan akıl, fikir versin zihniyetiyle yazılmış beter resimli kitaplardan uzak durursak çocukları okumanın büyülü dünyasına dahil etmek daha kolay olur.


10 comments:

asliberry said...

Ama olmaz ki Yasemin, olmaz ki, her seferinde kendime söz veriyorum, almayacağım, en az 6 ay almayacağım diyorum, sonra sen gene Cem'in sevdiği kitapları yazıyorsun ve ben gene kendimi DR'da buluyorum:) Zihni Sinir kitaplarından hiç haberim yoktu. Tam Yamanlıkmış. Tavsiyen çok doğru, Yaman didaktik kitaplardan nefret ediyor. Daha iki hafta önce bir kitap hakkında anne rica ederim bir daha bana böyle kitaplar alma, derhal bir kız arkadaşıma hediye edelim, çok sıkıcı, hem de bu bir kız kitabı dedi. İtiraf ediyorum, ben kitap kapaklarındaki şu ödüllü kitap etiketlerinden çok etkileniyorum. Bakıyorum mizah yazarı, ödül almış, genç bir yazar. İstiyorum ki Yaman okusun. Ama olmuyor. Dediğin gibi en iyisi seçimi kendisine bırakmak.

anne kaleminden said...

BEN YETİŞKİN KİTAPLARINI NOT ETTİM, TEŞEKKÜRLER :)

Anonymous said...

Hikayem Paramparça'yı fuarda inceledim, biri dışında kitabı oluşturan tüm hikayeler/yazılar daha önce Emrah Serbes'in afili filintalar sitesinde yayınlanmış yazıları... Onu almaktan vazgeçtim böylece, Barış Bıçakçı'nın okumadığım tek kitabı olan Baharda Yine Geliriz kitabını aldım İletişim'den.

ebru u.

polente said...

Bir e Bir'in yeni sayısı da çıkmış Yasemin. Şule Gürbüz Röp'lü. Bu durumda ben senin alacağın kitapları kendi alınacaklar listemden çıkartıyorum, müsadenle seninkilere sarkacağım.
Cem'in listesini merak ediyorum fekat.

yasemin said...

aslı, çok tırışka şeyler seçebiliyorlar ama ben zeytin&limon, sizinkiler haricindekileri hep aldım, alıyorum. şimdi yeni yeni roald dahl, behiç ak gibi yazarları okumaya başladı özellikle roald dahl okumasına çok çok seviniyorum, ben de çok sevdiğim için. evet, irfan sayar'ı sever bence de yaman. hepsini alın :)

anne kaleminden, lisatem daha uzundu ama tek yayıneviyle sınırlı kalayım deyince hepsini yazamadım :)

ebru, o kitap benim barış bıçakçı'dan ilk okuduğum ve çok sevdiğim bir kitaptı. kapağı da çok hoştu ama nerde, bulamıyorum bir türlü, herhalde verdim birisine ve unuttum. afili filintalar'ı pek takip etmedim ben. bu günlerde çantama atıp vakit buldukça okuyabileceğim bir kitap olduğu için listemde :) başka neler aldın peki fuardan?

eda, memnuniyetle ama sen benden önce gidiyorsun madem yarın senden fuar raporu isterim. neler aldın, neler almadın, aklında kaldı akşam yazar mısın bana?

behiç ak ile ilgili teklifine de çok sevindim fakat cem uyuyordu, kendisine soramadım. çoğu kitabını almıştık, hangisini ister sorup yazacağım. çok teşekkürler düşündüğün için.

Müge said...

Kitap fuarına gitmek seferilik sayılır valla. Yanınıza kuru köfte koysanız, matara alsanız sırıtmaz yani. İkinize de kolay gelsin.

yasemin said...

öyle valla müge, sen yazınca bir kez daha düşündüm, gitmesek mi acaba? cem'e söz verdiğim için öyle bi şansım olmaz gerçi. neyse azığımızı alıp da çıkalım yola.

beylikdüzü tüyap'a ilk gittiğimde kadıköy'den servise binmiştim. akşam cem'i yuvadan alırım gibi düşüncelerle. hadımköy dolaylarında panik atağım olmamasına rağmen ona benzer bir krize girdim. bir daha hiç geri dönemiycem, ben nerdeyim, onur'a ulaşamıyorum telefonla, cem'i bugün sen al diyemiyorum vs. orda bu ilk ve son gidişim demiştim ama öyle olmadı. o olaydan sonra akıl karı değil ya, bu 3. gidişim olacak.

Anonymous said...

yasemin, mezopotamya ekspresi'ni aldım kendime. yine iletişim yayınları'ndan bangır bangır ferdi çalıyor evde ve hisar'dan ahmet'in başında durup, alıp da kime hediye etsem diye düşündüm, o vakte kadar sermayeyi çoktan çocuk kitaplarına yatırdığım için vazgeçtim. fakat ikisi de bu yıl okuduğum için çok mutlu olduğum kitaplar. kızıma (5 yaşında) aldığımız kitaplar içinde en sevdikleri de ayrıntı'dan çıkma sven nordqvist kitapları ile kafasına edeni bulmaya çalışan köstebeğin hikayesi oldu.

ebru

Anonymous said...

yasemin, metinlerini şule gürbüz'ün yazdığı bir kitap geçti elime. satılmıyor bu kitap. tbmm milli saraylar yayınları'ndan 2011'de çıkmış: "saatler kitabı". çok çok güzel, yazılar ve fotoğralar şule gürbüz'e ait. şöyle bir facebook sayfası buldum: http://www.facebook.com/media/set/?set=a.350441371708706.85404.125096987576480&type=3
bir yerden edinilebilirse...

ebru u.

yasemin said...

ebru şimdi eski yorumlarda gördüm ben de okudum hisardan ahmeti bu arada. Cok sevdim.