Friday, March 8, 2013

ayça şen'in yazısını 2006 şubat'ında cem 2 yaşına yaklaşırken bloga eklemişim. şimdi tarih rüya'yla tekerrür ediyor, parklarda bahçelerde yine bir dolu gereksiz müdahaleye maruz kalıyoruz. bu yüzden 7 sene sonra yazıyı tekrar okumak iyi geliyor.

yazının tamamı için: teröre hayır! - ayça şen, radikal cumartesi - 11/02/2006

....

Görüştüğünüz insanların çocuk sahibi olmaları hayatınızı kolaylaştırıyor gibi görünse de çok zor. Hayatı algılayışınız, bakış açınız, şuurunuz, konuştuklarınız, esprileriniz, her şeyiniz baskı altına giriyor. Çocuk sahibi olunca mahalle karısı da olmak gerekiyormuş gibi koduğumun dogmalarında kim dayattıysa , belirgin bir davranış biçimi edinmek gerekiyormuş gibi davranıyor herkes. Bunları yazarken bile kalbim sıkışıyor, kendimi dipsiz bir kuyuya düşüyor ve kuyunun duvarları tutunamayacak kadar kaypak gibi hissediyorum. Çocuk sahibi olunca boyunlarını kıvırta kıvırta ve gerdanlarını gere gere konuşarak karılıklanan karılardan da, çocuğunu marjinal ve özgürlükçü temeller üzerine yetiştirenlerden de fenalık geldi bana. Anaların analara uyguladığı teröre hayır! Babaların analara, anaların babalara, babaların babalara uyguladığı teröre hayır! (Çocukların terörü başka bir yazı konusu. Kaldı ki annem bile hâlâ o terörden şikayetçi.)Çoğu zaman çocuk aktivitelerinde başım kazan gibi olup kadınların neyi nerden aldıklarını, ne nerede nasıl satılırlarını kaldıramadığım için bahçede oturup sigara içerek doğum gününün bitmesini bekledim. Babaları meselesine girmek dahi istemiyorum.Defne'nin anne babası da aynı şeyleri düşünüyor: Çocuğu marjinal büyütenlerden de, geleneksel kalıbı kırma gayretinde olan kalıpçılardan da illallah etmişler. Annesi Hilal reklamcı, babası Nejat (Birecik) tiyatrocu. Hani Çocuklar Duymasın'daki psikolog. Benzer tavırda büyütülen çocukların anlaşması da iyi oluyor. Hır gür yapmıyorlar, 'O benim bu benim,'e girmiyorlar. Defne'yle Memo iyi anlaştı, Hilal ve Nejat'la da biz. Hatta uzun zamandır özlemini çektiğim çocuklu insanlardı. Hani yanlarında kendinizi sürekli 'Şşöyle demek istedim, yok öyle demek istemedim,' diye taviz vermek zorunda hissetmeyeceğiniz insanlardan. Çocuk sahibi olduktan sonra arkadaş edinmek, en az gençlikte edinilen arkadaşlar kadar önemli. Çünkü maazallah bunun altın günü var, gerdan kıvırması var, yemeği ocağa vermesi var....

13 comments:

şadan said...

bunu ben daha önceki arşivde görmemişim. şimdi okudum .yine çok doğru bir tespit... kendime bu gözle tekrar bakıcam bi de.
sevgiler.

yasemin said...

şadan selam. eski blogdan seçtiklerimi yavaş yavaş ekliyorum, zaman buldukça. zamanında bırakılmış yorumlar yok yalnız. sevgiler.

şadan said...

evet yorumlar yok, ama yazilarin olmasi bile cok iyi. gecenlerde bi arkadasima bi konuyla ilgili mesaj atacaktim -winnie the pooh ile ilgiliydi-,aklima senin arsivde o konuyla ilgili yazi oldugu gelmisti. o sirada da arsivi kaldirdigin donemdi. neyse simdi cooom sevindim eski yazilarin geri donmesine. peki yeni yazi yok mu?

yasemin said...

şadan pek vaktim olmadı son zamanlarda. bi kitap okuyorum dünden beri boş bi an bulunca hemen onu alıyorum elime. eklerim yeni şeyler bugün yarın.

winnie the pooh'u da ekleyim ilk fırsatta o zaman.

aysegul said...

:-))
Bu yaz icin en buyuk kabusum Kerem`i parka goturdugumde sosyallesmek zorunda kalacak olmam. Yuzum de yumusak, baska annelerle tanisip boyle konusmalar dinlemek zorunda kaliyorum. `He he` diyorum ama eve donunce de sinir oluyorum bu terore. Napcaz bakalim... :-)

yasemin said...

ayşegül ben bazen parklarda açıkça saldırıya maruz kalıyorum, benim sorunum bu yoksa ne nerden alınır, karılık, gerdan kıvırma vs. yine idare edilebilir şeyler, uzar giderim bir şey olmaz.

asıl kötüsü "bu çocuğun annesi yok mu?" tayfası. bana en son "biz de bu çocuğun annesi yok sandık, hep yalnız zaten burnu da akmış" dendi dün. ya da kaydırağın tepesine çıkmış bir ana rüya'yı kendi yavrusu için itip ağlatıyor, ne oldu deyince de "ne var bunda, çocuğun kaymıyor" vs. diye kavga çıkarmaya kalkışıyor. geçen sene 1 yaşındaki rüya'ya çubuk kraker vermesini istemedim diye ananenin teki gerizekalı dedi yüzüme. paratoner gibi saldıray ana-anane çekiyorum veya parka çocuk getiren insanlar epey rahatsız yurdumuzda. çocuk üzerinden ego mastürbasyonu yapmaya çalışan çok tip gördüm şu 9 yılda, aaahhh ah :p

aysegul said...

:-(( offf, gecen yazi kerem kucuk diye atlatmistim, resmen korkuyorum bu yazdan.
cocugun burnunun akmasi niye bu kadar sasirtmis ki insanlari, ne komik.
`saldiray ana-anane`, `bu çocuğun annesi yok mu?` tayfası..bunlar literature gecmesi gereken tanimlar. :-)

yasemin said...

:)

burun akması şaşırtmaktan ziyade rahatsız ediyor insanları. akmış ve silinmemiş. iğrenç bir olay. anne anneliğini yapmamış. hemen haddini bildir, göster, utandır halbuki ben görüyorum ve silmiyorm çünkü benim çocuklarım (aslında bence bütün çocuklar) akan burunlarının zırt pırt silinmesinden rahatsız oluyorlar. sonunda burunlar tahriş oluyor vs. oynayan çocuğun yanında sürekli eli mendilli bir büyük, habire oyunu böl-sil, böl-sil...

o rahatsız oldukça elinin tersiyle siliyor, yapıyor bir şeyler. görüntü çok hijyenik olmayabilir ama çok iğreniyorsa bakmak zorunda değil o kişi ama yok illa gelip beni bulacak, öğreten kadın edalarıyla taciz edecek yoksa içi rahat etmiyor. temizlik bir norm ya onu bana öyle veya dayatacaklar. burnu akmasa elini yere değdi veya yere yattı ya da yerde oturuyor, kediye değidi, gördünüz mü? gördüm, kör değilim! kendini sevmeyen, kendiyle rahat olmayan tiplerin halleri bunlar. bi farketse bu saldıraylığı neden yaptığını, o zaman bana bulaşmayacak ama nerdeee?

özden said...

bende mesela çocuklarına sürekli olarak "koşma, yavaş ol, tırmanma, dur,vs." diye bağıran analara gıcık oluyorum, onlara ayar vermek istiyorum. "hanım hanım, çocuğu parka getirmişsin, ee parkta napcak bu çocuk koşmayıp da, ayrıca çocuk bu ayol, bunun doğası bu" diye bağırasım var, ders veresim, kendine getiresim var ama bir şey demiyorum, çok bilmiş demesinler diye. bana da yazık değil mi, gidip orada başka çocukların derdine içim şişiyor.

Selen said...

Ya çocuklar küçükken neyse de bizim hayatımızda kendi çocukları kusursuzmuş gibi sürekli büyük oğlumu kenara çekip konuşan, nutuk atan bir "öğreten adam" modeli var en çok o canımı sıkıyor. Tanıdık ve samimi olduğun bir insan olunca da bir şey diyemiyorsun kötü niyetle yapmadığını biliyorsun çünkü ama yine de çok can sıkıyor bazen.

Anonymous said...

Cаn I just say what a гeliеf to uncover an іnԁіviduаl who асtuallу knows ωhat
thеy're discussing on the internet. You definitely understand how to bring a problem to light and make it important. A lot more people need to look at this and understand this side of the story. I was surprised that you're not mοre populаr beсause you most сertаinly have the gіft.



Mу sitе; SEOPressor V5

yasemin said...

özden, herkesin kendi ezberi artık o pek bir şey hissettirmiyor ama durup dururken "annesi yok mu bu çocuğun?", "ay siz miydiniz?", "burnunu gördünüz mü?" aslında bunlar da aynı koşma! ezberinin parçası, he deyip geçtiğim gün, burlarda konu etmediğim gün olacak bu iş, hissediyorum :)

yasemin said...

tanıdıklar, yakınlar... ne onlarla, ne onlarsız! tahmin ediyorum, sıkıcı bir durum.

çocuklarla da hayat pek zor canım :p

pazar sabahı. şu an kafam kazan mesela ama susmuyorlar. niye sussunlar, o da ayrı konu, ühüüü