Wednesday, December 17, 2008

domates çorbası

sonunda cem'in sevdiği domates çorbası tarifini buldum! bundan yaklaşık 2 yıl önce domates çorbasını çok sevdiğini beyan etti cem. ilk defa bir yemeği sevdiğini söylediği için çok şaşkın ve mutluydum. bebekken yemek işini eline koz olarak vermişim, daha yeni akıllanıyorum, akıllandıkça da yeme-içme işi bir dert olmaktan çıkıyor ama bunu sonra anlatırım. cem domates çorbasını günde 2 saatliğine gittiği oyun grubunda içip sevmiş, hemen yaparım ben de, ondan kolay ne var?

mevsim yaz olduğu için çorbayı domatesle yapmaya karar vermiştim. ilginç bir şekilde o güne kadar hiç domates çorbası yapmamıştım, aslında ilginç değil, yemek repertuarım belli, dönüp dolaşıp aynı 4 çorbayı yapıyordum, mutfakta bilmediğim yollarda dolaşırsam vakit kaybedebilirdim, hem nerde yeni tarifler bulup denemek için vakit o günlerde. 
takip ettiğim iki yemek sitesindeki tariflere baktım. önce evcini'ninkini denedim. çorbayı tabağa koyup cem'i masaya oturttum, o zamanlar hala ben yediriyordum, kitap okuyarak. cem'in yemek kozlarını nasıl elde ettiğini görüyorsunuz değil mi?

- bak işte sevdiğin domates çorbası, hadi bakalım.

nefesimi tutup ilk kaşığı verdim:

- bu benim sevdiğim çorbadan değil.

yerle yeksan oldum. çorbayı bitirmedi, zorla birkaç kaşık içti, tamam. 
ne sanıyordum ki?

x0x0x0

cem domates çorbası içtiği günler eve döndüğünde bu çorbayı çok sevdiğini mutlaka söylüyordu. ikinci sırada portakal ağacı'nın tarifi vardı ama olmadı, bu da cem'in sevdiği domates çorbası değildi. bu işin o kadar kolay olmayacağını tahmin etmeliydim.

cem bu çorbayı seviyor, istiyor ama ben bir türlü onun istediği çorbayı yapamıyordum. emine beder'e bile baktım, elimdeki diğer kitap tariflerini denedim ve en sonunda vazgeçtim. git yuvada ye, ben yapamıyorum. yeter!

birkaç ay önce, bir dergide, tefal reklamı sayfasında bir domates çorbası gördüm. sayfaya, bi dolu tarif denemiş, olmayınca domatesi bırakıp salçalı tariflere geçmiş, en sonunda da bu işten temelli vazgeçmiş birinin kayıtsız haliyle baktım.

malzemeler:

* 1 çorba kaşığı tepeleme un
* 1 çorba kaşığı dolusu domates salçası (ev yapımı ya da organik olsun)
* 1 çay kaşığı acılı biber salçası (ben acısız koyuyorum)
* 4 su bardağı soğuk su
* 1 çay kaşığı tuz
* 1 çay kaşığı kırmızı toz biber
* 1 çay bardağı süt ya da 1/2 çay bardağı krema
* 2 çorba kaşığı tereyağ (tarif margarin demişti) veya 3 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ

yapılışı:

* derin bir kaba salça, tuz ve kırmızı toz biberi koyup soğuk suyu yavaş yavaş salçalı harca karıştırarak ilave edin.
* çelik tencereye tereyağı koyun. yağ eriyince unu ekleyip pembeleşinceye kadar kavurun.
* un pembeleşince salçalı sosu tencereye yavaşça karıştırarak ilave edin.
* tenceredeki çorba kaynamaya başlayıncaya kadar yavaş yavaş karıştırın.
* çorba kaynamaya başladıktan 10 dk. sonra süt ya da kremayı katıp ocağı kapatın. 4-5 defa karıştırın. çorba servise hazırdır. dilerseniz çorbanızı kıtır ekmek ve kaşar ile servis yapın.

iyi, kolay, deneyeceğim son kez... uzun bir aradan sonra yeni bir domates çorbası için mutfağa girdim. cem artık başka bir yuvaya gidiyor, domates çorbasını burda da çok güzel yapıyorlar, hala her seferinde gelip anlatıyor, anlaşılan bu çorbanın nasıl yapıldığını bilmeyen bi ben varım. 

oldu! henüz tattırmadan anlamıştım istediğini bulduğumu, işte bu, en güzel tarif bence de bu. aradan geçen 2 senede kendi başına yemeyi öğrenmiş olan cem ilk kaşığı ağzına götürdü ve babasından öğrendiği şekilde "nefisss" dedi. sevinçten gözlerim doldu, hemen mutfağa kaçtım.

8 comments:

jasmingreentea said...

eline sağlık :)) gözler dolmaz mı! bir sorum olacak naçizane. bu köle gibi yemek yedirme işinin önüne nasıl geçtin? yaşla beraber mi gelişiyor?

yasemin said...

sağol :) yaşın etkisi var kesinlikle ama sonuçta daha önceden de olabilirdi, gecikme benden kaynaklanıyor. hep yarın kendisi yesin, bugün ben yedireyim, şimdi yedireyim, akşam kendisi yesin... diye diye uzattım işi. yuvanın da büyük katkısı oldu ama yuva sadece çocuğa değil anneye de bi şeyler öğretiyor. yedirmeyin dendi, yedirmeyin bugün yemeğini yedirir, yarın ödevini yaparsınız, ayakkabılarını bağlarsınız dediler, ödevi duyunca hemen bıraktım yedirmeyi çünkü ödevlerden nefret ederim ve asla yapamam, yemek yedirmek onun yanında ne ki? kendi kendine bi gün az bi gun cok derken ogrendi. bunu yeniden yazıcam inşallah, böyle der unuturum gerçi ama anlatmayı istiyorum ben ettim siz etmeyin diye :p

Isil Simsek said...

ne güzel onun istedigi tadı ve kıvamı yakalayabilmis olman.
Defne yaklasik 15-16 aylıkken itiraz etmeye basladi yemek yedirmeme.Kendi yemek istiyor,kimi zaman cok az yiyebiliyor,yemegin cogu önlüğe yada sandalyeye dökülüyor,kimi zaman güzelce yiyor.Sanirim erkekler daha uzun süre kabulleniyor annenin yedirmesini,bir kac arkadasimin cocugundan gördügüm kadariyla söylüyorum tabii.

yasemin said...

ışıl kabullenmek ne kelime, yedirmem konusunda ısrarcı daha doğrusu yedireceksen yedir yoksa ben zaten bi şey yemek istemiyorum ki şeklinde. denklem en baştan yanlış kurulmuş. bunu en baştan anlatmak istiyorum. ama kızlar evet, oyun grubunda da kendileri yemekten gurur duyuyor gibilerdi, daha az yardım alıyorlardı... tuvalet konusunda da kızlar daha heveslilerdi ve bizimkilerden daha önce çözmüşlerdi bez işini.

Turkuaz Deniz said...

yasemin tebrik ediyorum seni, ne guzel basarabilmissin yemek isini. bizimki de cok sevdigi seyler varsa masada hic itiraz etmeden hup diye bitiriveriyor kendi basina. ama bir de sevmedigi yemek varsaaa... aslinda evet hic zorlamamali yemek konusunda cunku zamanla inatlasmaya, guc gosterisine donusuyor.

yasemin said...

neşe keşke tebrik edilecek bir durum olsaydı ama maalesef yok. cem'e ben yedirmiyorum ama o da sizinki gibi sevdiği yemek olunca yiyor yoksa bir sonraki öğüne kadar karnı boş. cem sevmediği yemeği yemez, ben de reddetmeyeceğini bildiğim yemekleri pişirmeye çalışırım. dün "bana bi şey beğendirmek zor biliyorum ama bu güzel olmuş" dedi yemekte. her neyse görebildiğim şu: farklı tatlara büyüdükçe şans veriyorlar. kendime bakıyorum, ben de aynıydım. patlıcan, kereviz, enginar ve pırasayı ne zamandan beri seviyorum? bunları çok geç sevdim ve ben de aynı cem gibi yemek seçen, zor beğenen bi tipim, kendi yemeklerime karşı çok acımasızım.

şadan said...

domates çorbasında baya uğraştırmış jem bey ama sonuç iyi olmuş. tebrikler.
biliyo musun "dumanı üstünde çorbalar" kitabından bezelye çorbası ile lahana çorbasını yaptım ve ikisi de nefis oldu. hatta bezelye çorbasını misafirlere bilem yaptım. ben de yasemine söylemeliyim diyorken buraya geldim ve domates çorbasına yorum yazıverdim işte.
sevgiler.

yasemin said...

şadan senin çorba repertuarın da genişlemiş öyleyse :) ben de tarhanayı o kitapta anlatıldığı şekilde yapıyorum, çok güzel oluyor. sade'nin organik acılı tarhanasıyla yaparsan hele, çok leziz oluyor :p