Thursday, August 6, 2009

tarihte bugün: leonard cohen istanbul'da





açıkhava'da 3 saat cohen
 
çektiğim fotoları ve bir iki kısa videoyu şimdi cem'e gösterdim, bir gün önce belgeselin konser bölümlerini birlikte izlemiştik. cohen filmde kendini ve şarkılarını anlatırken "bana güzel gelen şeylere bir yanıtım olması için dua ettim." diyor. şarkıları hayatta kendisine güzel gelen şeylere yanıtıysa, duası kabul edilmiş demektir.
cohen'in gitme şansına erişebildiğimiz istanbul konserini toruna tombalağa anlatacağımız günleri de görürüz inşallah.

5 comments:

Ivo Serentha and Friends said...

Congratulations to your space and photos, I encourage you to photoblog http://photosphera01.spaces.live.com

Greetings from Italy

Marlow

biberli said...

evet evet ben ve eşim de bu şanslı insanlardanız. bu konseri kendimize evlilik yıldönümü hediyesi olarak vermdik :) sanırım cohen kadar manalı başka sanatçı azdır :)
benim blogumda da bazı fotoğraflar var, ayrıca bir de video çekmiştik, onu youtube'e aktardık ve blogumda da linkledim, okumak, izlemek isterseniz, işte blogumun adresi: http://gokceninozsesi.blogspot.com/

torun torbalara anlatacak 2. bir cohen konserinde de bulunuruz inşallah :) sevgiler...

dyeve said...

you have a beautiful blog..besides..I see Istambul too..its so wonderful..
great pictures..GRATZ!

Borsalino said...

Ben ilk günküne gittim. Tek başınaydım. İyi ki yalnız gitmişim, toruna tombalağa anlatırken, falancayla gitmiştim yavru kuşum demeyeceğim :)

P.S. Nedense son zamanlarda konserlere yalnız gitme hastalığı başladı bende. Kimseyle konuşmadan etmeden, hoplanacaksa hopluyorum, sakin sakin oturulacaksa oturuyorum :) Bu arada belki ilgini çeker, Eylül'de David Helfgott geliyor Aya İrini'ye.

yasemin said...

bende de var o hastalıktan. bende birde konserde zırlama huyu var, o da en iyi yalnızken yapılabiliyor. çok zırladığım konserler arasında, ajda pekkan (çocukluk zamanımın hitlerini üstüste dinlerken çok yoğun hisli duygulara kapıldım), jane birkin (dinlediğim dönem buhranlı bi dönemimdi, konserde onu hatırladım), antony & the johnsons (rufus'ta ve bunda yalnız değildim), rufus (brokeback mountain'da söylediği maker makes yüzünden ağlarken lensimi kaybettim sonra en öndeyim diye sevinirken 50 saat tuvalette gözümün içine gömülen lensi çıkarmakla vakit kaybettim), bonnie tyler (adolesan yılları yad etmek için gittim bütün kitchliğe rağmen bol keseden zırladım, çok da memnun ayrıldım konserden, bi tek mekan alakasızdı: işsanat) şirin pancaroğlu'nun konserlerini hiç kaçırmak istemiyorum, beni sebepsiz yere ağlatan 1 numaralı alet çello, 2 numaralı alet arp :) amma uzattım ha, ama bu konsere yalnız gitme konusu çok hoşuma giden bir konu ve hiç de konuşabileceğim bi ortam olmamıştı böyle. yalnız konser biraz weirdoluk olarak algılandığı için güzelliğini anlatamıyorum kimseye :)

bunda da tek biletim var sanıyordum konsere gidicem diye evden çıkarken bi de ne göreyim 2 taneymiş! iyi yer olsun diye güç bela davetiye temin etmeye çalıştık 1 kişilik, 2 kişilik vermişler meğer. bizim bey pek meraklısı değildi bu konserin ama iyi yerden 2. cohen biletini elimde görünce gelirim dedi. o anda cem'i apartmanda bi komşuya satıp gittik konsere aslında hayatımızda ilk defa 5 dakka içinde böyle organize olabildik. normalde nereye bırakcaz vs. diye uğraşmak istemememiz de yalnız gitmek için bi sebep. kim daha çok severse o gidiyor. sinemaya olsun, konsere olsun yalnız gitmek gibisi yok. gitmeyenlere/gidemeyenlere ya da öyle gidilmez sananlara acıyorum :p