Thursday, November 25, 2010

sıkılıyorum


yaklaşık bir ay önceydi, cem kanepede mışıl mışıl uyuyan kardeşini bir süre uzaktan izledikten sonra bakın bana ne dedi:

- kardeşim ne güzel istediği zaman istediği kadar uyuyabiliyor. ben sabahın köründe zorla uyanıyorum, buzz gibi servise binip o sıkıcı okula gitmek zorunda kalıyorum. okulda sıraya giriyorum, bekliyorum, beklerken çok sıkılıyorum. en çok da türkçe dersinde sıkılıyorum; off, yazı yazarken çok sıkılıyorum.

eğik el yazısı çalışmalarını ve kendi deyimiyle asker gibi (ama ne kadar doğru!) sıraya girip beklemeyi sevmediğini biliyordum da en çok buzz gibi servis kısmında içim parçalandı. bir zamanlar servisle işe giderdim, cem'in sözleri bana o karanlık, sevimsiz, alerjik sabahları hatırlattı.

17 comments:

Deniz said...

Kiyamam ben ona. Ne yazik ki bu yavru boyle yillar gecirecek. Ay bi de askere gitcek di mi? Umarim o vakte kadar bu rezil zorunlu askerlik biter.

KonTiki said...

Off Cem yapcak bişi yokki.Bu düzeni değiştiremeyeceğimize göre malesef kuzu kuzu giricez servislere sıralara türkçe ve matematik derslerine daha çok yıllar.Bende senin gibiydim .

Zeynep said...

Çok çok haklısın Cem' cim :( Diyecek hiç bir şey yok. Ve asıl fena olan kimse Rüya gibi istediği kadar uyuduğu o seneleri hatırlayamıyor :)Hatırladıklarımız hep sabah erken kalktığımız yıllar :)Bayıldım fotoğrafınıza, sevgiler.

füsfüs said...

hakkaten sıkıcı ama:( aynı sevmediğin bir işte çalışmak gibi

Nihan said...

Gel de home schooling denen sistemin Türkiye'de makbul olmamasına üzülme şimdi. Rüya çok tatlı annesi. Allah bağışlasın. Güle güle büyütün onu.

Nihal said...

Postların beni benden alıyor Yasemin..Karmaşık olan düşüncelerim içinden çıkılamaz halde:)
Bugünlerde ya da bir kaç ay içinde işe dönüyor olsaydın nasıl olurdu sence?
Nihal

Işıl H. Karababa said...

ah yase, devrim de sıkılıyorum diyor ve de o da sabah daha çok uyumak istediğini kardeşi gibi söylüyor. ne yapacaksın, hayat diymiyorsun. lök gibi kalıyor insan...

yaban said...

Yazik Cem'e ya,, daha yolun basinda ve ustelik 6 yasindan hissetmis bunu.. Benim kendimi kiyaslayacak bir kardesim de yoktu o zamanlar ve kendimi bu kadar guzel ifade edebildigimi ise hic sanmiyorum., Cem cok aklibasinda ve Ruya da ne kadar minnacik, aman tanrim iki lokmalik yavru,, ikisini de opuyorum,,

Pratik Anne said...

Canim, cem cok mulayim ve sakin bir cocuk galiba. Bizimkisi kardesi okula gitmedigi gunler ben de gitmeyecegim diye postayi koyuyor mesela. Kimilnaz'in da hergun oyun saati vb olmadigi icin, ve de ben yalan soylemeyi sevmedigim icin haftanin bilmemkac sabahi evden debelenerek cikiyoruz.

yasemin said...

pratik anne, cem'e sakin ve mülayim dedin beni çok güldürdün :D sabahları uyandırmak için odasına bir gelsen görürdün manzarayı :p

yasemin said...

yaban rüya büyüdü :-) foto ekim başında, 1 haftalıkken falan çekilmişti. gel de bi gör :)

ışıl, ben hemen tamam "o zaman okula gitme, evde otur ya da kaydını sildirelim, şurdaki okula daha geç gidiliyormuş istiyorsan oraya yazdıralım" falan diyorum, daha da çok kızıyor o zaman :p şimdi bu epeydir makine mühendisi olmak istiyor, onu hatırlatıyorum bazen de, bunun için hayatın bu dikenli yollarından geçilecek diyorum, o zaman duruluyor biraz :)

nihan sağol :)

füsfüs, aslında okulunu seviyor, sıkıldığı yanları da var işte böyle. zor uyanıyor ama bu sabah servise bindirirken gördüm, arkasına bile bakmadı, gülerek bindi gitti. normalde onur bindirdiği için ben sabah hallerini görmüyordum, bugün gördüm. umarım işlerine de severek gider çocuklar, benim gibi servislerde aksıra tıksıra, tiSkine tiSkine gitmezler :)

nihal, dönemiyor olurdum yani dönmezdim :)
2 gün önce mail atmıştım, eline geçti mi?

zeynep, ben cem'e hatırlatmaya çalışıyorum ama heyhat şikayet moduna girdiyse bu pek işe yaramıyor, o zaman başka tekniklere geçiyorum :p

kontiki ben de öyleydim. anaokulunda başladım şikayetlenmeye, üniversiteden kurtulana kadar sürdü hala bazen sınav kabusları gördüğüm oluyor.

deniz, biter diyorum ben, biter inşallah!

özden said...

daha bugün eşime insanlık bu okul meselesine bir çare bulmalı dedim. ne işe yarıyor okullar? başka bir düzen, başka bir sistem olamaz mı yani...

Deli Anne said...

Bu çocuklar içimizi dağlayacaklar yahu! Ah keşke eski annelerden olup aldırmayabilseydik..

yasemin said...

özden, okul insan yontmaya, "hayırlı" vatandaşlar yetiştirmeye falan çalışıyor yanlış anlamadıysam :p o "hayır" da hükümetten hükümete değişiyor. okula bi yolluyorsun, çocuk kendini 6 yaşında militer bi yapının içinde buluyor. cem daha ilk haftadan asker gibi dedi valla :) burda böyle ecnebi memleketlerde biraz daha medenidir belkim.

deli anne, öyle valla, selim'le maceralarınızı okurken hep gözlerim doluyor. sana yazamadım, okurken hep elim kolum dolu oluyor ya, selim'i çok sevdim ben, çok harika bir çocuk gerçekten. kezban'la ikisine sevgiler bizden :)

özden said...

çocuklar okula başlayınca orjinallikleri kalmıyor yontuluyorlar, tek kalıp oluyorlar muhabbetinden çıkmış, insanlık çare bulsuna gelmiştik biz de:)
ecnebi memleketlerde de durum aynıdır. her ülkede tarih dersi genel kültür diye değil "biz şöyle asil bir milletiz" masalını yedirmek için vardır sanırım. ama şu var ki buralarda saç boyu, etek boyu gerizekalılığını çoktan aşmışlar. kulakta küpe, burunda halka, disko kıyafetleri ile okula gitmenin bir zararı olmadığını kavramışlar en azından:)

yasemin said...

cem'in okulunda forma yok, saça başa da karışılmıyor ama sıraya falan giriliyor ya, cem yine de askeri buldu burayı :) eh ne kadar uğraşırsak uğraşalım, sonuçta gittiği yerin adı okul olunca bi militerlik oluyor yine de yurdumda formasız okul buldum ya ona da şükür :)

asliberry said...

Şimdi anaokulu ile ilgili bir yazını bir arkadaşıma okutmak için blogunun etiketlerinden eğitim/okul sekmesine girdim, ben bu postu daha önce görmemişim, nasıl kaçırdım bilmiyorum. Ben bu fotoğrafı nasıl kaçırdım ya. Böyle bir güzellik yok. Maşaallah diyeyim, nazar değmesin. Bu tosbik nasıl bir şey ya, Yasemin resmen göğsüm sızlıyor emzirmek falan istiyorum. Ya bu nasıl bir şeymiş böyle.