Wednesday, October 26, 2011

rüya kendi kendine yemeyi öğreniyor

rüya ilk 1 senesini neredeyse sadece anne sütüyle geçirdi. bu süre boyunca ona takviye vitamin, mineral vs. vermedim. her gün mutlaka dışarı çıktık, dvit de kullanmadık. 10. ayın sonunda kan değerlerine bakıldı, demir depolarında eksik yoktu. anne sütünün besleyiciliğinin azaldığı, artık beslemediği, büyütmediği doğru değildi, biliyorduk öyle olmadığını ama böylece ikinci kez öğrenmiş olduk. 12. ayın sonunda rüya kilo ve boy olarak, genlerinin de etkisiyle hala yaşıtlarından daha büyük görünüyordu.

şimdi rüya katı gıdalarla beslenmenin ilk basamaklarında. cem'de yaptığım hataları yapmak istemediğim için ona doktorların 6. aydan itibaren verdikleri menüleri uygulamıyorum. bana verseler asla yemeyeceğim buharda haşlanmış karışık sebzelerden yapılmış püre, ekmek doğranmış çorba gibi şeyleri 1001 akrobasi ile yedirmeye uğraşmıyorum. rüya biz ne yiyorsak onu yiyorsa yiyor, yemiyorsa yemiyor. anne sütü 13. ayında hala oldukça önemli bir besin onun için.

evet, "süt artık yemek üstüne kahve gibi bir şey olmalı", "anne sütü bundan sonra zevk için", "yaramaz", "yetmez" diyenlere cevap vermiyorum, bu tür sözleri geçiştiriyorum. kimseye anne sütünün yararlarını anlatmak zorunda değilim, merak eden öğreniyor zaten. buraya da, konuyla ilgilenenler varsa onlara, ikinci çocukta izlediğim yolun beni ne kadar rahatlattığını söylemek için yazıyorum. cem 6. ayını bitirdiğinde, doktor tarafından elime tutuşturulan üç ana, iki ara öğünden oluşan bir menüyle kalakalmıştım. 7 aylık cem verilenleri, onun için emek emek hazırladığım organik mamaları yemek istemiyordu ve bu durum beni çok rahatsız ediyordu. mayaladığım yoğurdun tutmadığı gece uykum kaçmıştı, sabaha kadar "yarın yoğurt yerine ne yedirsem" diye dönüp durmuştum. cem henüz 8 aylıktı. 8 aylık bir bebek bir gün yoğurt yemezse yanlış ya da eksik beslenmiş olmuyor ama ben bunu bilmiyor, elimdeki menüye harfiyen uymam gerektiğini zannediyordum. bebeklerin tümünün bu menüye uyarak beslendiğini, bir tek işte benim cem'in böyle arıza çıkardığını sanıyordum. ne cahillik! ne kadar zor günlerdi.

şimdi ne yapıyoruz?

* rüya bizimle birlikte masaya oturuyor. mama sandalyesini masaya yaklaştırıyoruz. sandalyenin tepsisine ufak parçalar halinde yediklerimizden koyuyorum. o günkü yemekleri planlarken rüya'yı da hesaba katıyorum. onun da yiyebileceği şeyleri hazırlıyorum. buharda brokoli haşlıyorum mesela ama brokoliyi biz nasıl yiyorsak onun da önüne öyle koyuyorum. küçük dallar halinde veriyorum, o kendisi yiyor. havuç ve patatesi de aynı şekilde yiyebiliyor. boğaza kaçma vs. unutun bunları, kendi yiyen bebeğin böyle bir sorunu olmuyor, olursa da hemen çıkarıyor. yediği miktara takılmayın, pek fazla yemiyorlar, karnını tıka basa doldurduğunu, iyice doyduğunu düşünmeyeceksiniz ama içiniz rahat olsun çünkü bebeklerimize bizim yemelerini dilediğimiz miktar değil, bu miktar yetiyor, evet yetiyor.

rüya'nın mama sandalyesi: ikea antilop
tepsisi ayrı satılıyor. onu da aldık. pahalı mama sandalyelerine gerek yok. hafif, pratik, kolayca demonte ediliyor, seyahate rahat götürülebilir, biz bavula bile sığdırdık.


* çorbaları ben içiriyorum ama rüya minicik bir kaseyi bile nadiren bitiriyor. en sevdiği çorba domatesli şehriye çorbasıydı ama domatesin mevsimi geçtiği için şimdi yerine yeni bir çorba bulmamız gerekecek. yeşil mercimekli erişteli çorbayı da seviyor.

* bebeklerin yiyeceklerle oynamalarına izin verin. bebekler yarı tadarak yarı oynayarak yiyecekleri tanıyorlar. ortalık ve kıyafetler, saç baş batıyor biraz tamam ama ilerde kendi kendilerine beslenen çocuklarımız olsun, peşlerinden koşmayalım gibi hayallerimizin gerçek olmasını istiyorsak buna izin versek iyi olur. hijyen takıntısının veya yorulmayalım, vakit harcamayalım, hemen yiyiversin gibi isteklerin uzun vadede getireceği zararları ben yaşadım. cem kendi kendine yemeye gerçekten geç başladı.

* anne sütünün değerinin söylendiği gibi 6 aydan sonra azalmadığını bilin ve bebeğiniz öğün atladığı zaman kendinizi yıpratmayın.


* ikinci bebeğin katı gıdalarla imtihanından önce okuduğum bu kitap beni beslenme konusunda özgürleştirdi, size de öneririm:



bebeğin katı gıdalara geçişi konusundaki kontrolü doktorlara ya da aileye değil kendisine verilmesi gerektiği konusunda tavsiye edeceğim bir kitap daha var:



baby led weaning web sitesi TIK

tatil yerlerinde turistlerin çocuklarına bakıp bakıp "onlarınkiler nasıl yiyor, bizimkiler yemiyor" diye iç geçirdiğimiz günlerin sona ermesi bizim beslenme konusundaki tutumumuzu değiştirmemize bağlı, en zoru da bu genlere işlemiş takıntılardan ve alışkanlıklardan kurtulmak olsa gerek.

* dünyanın en zor işi için TIK *

38 comments:

Öykü said...

Harika bir yazı,harika anlatmışsın Yasemin.Kendim yazmış kadar oldum,yüreğimin yağları eridi resmen...:)

ÇokBilmiş said...

Ben de bu konuda daha yeni yazmıştım: http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2011/10/bebeginiz-ek-gdaya-alsamad-m-kasg.html#comments

Yorum bölümüne de: "Keşke bu konuda benim gibi düşünen anneler daha fazla yazsa da, bebeği yemeye zorlamayan annelerin varlığı internette hissedilse" dye bir dilekte bulunmuştum.

Temiz kalpli bir insanım vesselam :)

yeliz said...

çok güzel özetlemişsin. o katı gıdaya geçiş sürecinde süt bitecek sanmıştım. Doktoru önce anne sütü sonra ek gıda deyince anlamakta güçlük çekmiştim.
ve katılıyorum biz ne yersek o. damak tadı var bebeklerin. Arca'ya 7 aylıkken pirzola verdiğimizi hatırlıyorum. pirzola yiyen çocuk o iğrenç sebze püresini yemez tabii ki:))

ibeking said...

benim ilk oğlum ali 3 yaşına kadar herşeyden yedi ve hep kendi yedi, aynı ecnebiler gibi, sofrada, hiç peşinden koşmadan, ortalık bata bata hatta her öğün sonrası yıkanması gerekti. Sonra yemek seçmeye başladı, sanırım damak lezzeti oturmaya başladı.3 yaşında seçtiği yemekler klasik makarna köfte felan olmaya başldı. ve evet ben şu an nerdeyse 7 yaşına gelmiş üstelik diyabetli oğluma sebzeyi elimle yediriyorum. dünya tersine de dönebiliyor yani. rüyayla yaşıt mert ise tamamen özgür ruh, sadece beğendiğini yiyor ve kuş kadar. e zorlamıyorum tabi ama kilo alması yavaşladı. ama hala anne sütü aldığı zamanlardan aldığı gani gani kilolar nedeniyle kilo iyi, takılmamaya çalışıyorum. ve sanırım merti brokoli yerken görmek hayal gibi. senin kızın adı rüya ya, ondan bu rüya gibi davranışı, tadını çıkar :)

notthe30imagined said...

Ben de baby led weaning yapmak istiyodum, hatta yapmaya baslamistim bile. Ama esim cok karsi cikmaya basladi. Once kafasi yatmisti ama cevrenin ve annesinin baskisina dayanamadi sanirim. Ne yapsam bilemiyorum:(( su anda kizim 7 bucuk aylik, uzulerek ona ayri mama hazirliyorum.Cok ozendim size.

Ecehan

Deli Anne said...

ne güzel, ne mutlu sana, Rüya'ya.. ben beceremedim gene. Benim sütüm hep çoook azdı ve hep bebeklerim cılızdı. Kerim daha da cılızdı hala öyle.. cesaret edemedim senin yöntemine. oysa oturup atıştırıyor pilav, köfte vs. gıpta ettim..ve maşallah:)

Nihal said...

Nedense bunları yazdığında aklıma Matilda geldi:) Geleceğin Matilda'sı Rüya'ya sevgilerimle:)...
Nihal

Seni ayrıca tebrik ederim, çalışırken 1 sene iznim olmayacağı için bu yöntem benim için ancak 6 ayla sınırlı kalmaya devam edecek gibi görünüyor :) Ayrıca o kadar çalışkan ve sebatkar olabileceğimi düşünmüyorum emzirme konusunda:(

nohut oda said...

2.cocugun sansı olsa gerek bu durum bende ayn durumları yasıorum hıc ugrasasım yok özel çorbalarla istediği gibi herseyden yemek serbest ben rahatım oda..

ELFony said...

Bizim mantığımızda çocuk büyüten insanlar olduğunu görmek çok güzel.. Benim şansım bizim doktorumuz da bu zihniyette.. Benim oğlum Cem de biz ne yersek onu yiyor.. Ona özel yemek daha hiç pişirmedim.. Üstelik tavuğu bile eline veriyorum kopara kopara yiyebiliyor.. Yediğini yiyor, ısrar yok.. Ama bizimki obur.. Genelde herşeyi süpürüyor.. Pürüsüz mama hazırlaya hazırlaya çiğneme refleksini unutturuyorlar çocuklara.. Cem 8 buçuk aylık, 6 dişi var, ona yetiyor.. Ben en çok çatalla biraz eziyorum yemeğini o kadar.. Tebrik ediyorum.. Çok şanslı çocukların..

ELFony said...

Bu arada kış için mercimek ve yayla çorbası güzel alternatif olur..

Eylül said...

Keşke bu yazıyı daha önce okumuş olsaydım.Kızım 6 aylık olana kadar sadece anne sütü verdim.6.ay kontrolünde doktorumuz elimize bir liste tutuşturdu tıpkı sizde olduğu gibi.O andan itibaren yaşadıklarımı ve kızıma yaşattıklarımı keşke geri alabisem.Listeye göre yemesi gereken şeyleri yemediğinde hissettiğim suçluluk duygusunu tarif bile edemem.Çok sıkıntılı ve stresli günler yaşadım.O günlerde bunları okumuş olsaydım kendimi bu kadar yıprazmazdım.Buna rağmen yemekleri incelemesi,etrafa saçması,üstünü başını her yeri batırması konusunda göstermiş olduğum insan üstü sabır işe yaradı ve kızım 18.aydan itibaren kendi yemeğini kendisi yedi.Şimdi 28 aylık ve tarhana çorbası dışında sevmediği yemek yok.İstisnasız bütün sebze yemeklerini yiyor.Kendi kendini besleyen ve bütün yemekleri severek yiyen bir kızım olmasını sağladım fakat o dönemde bol bol anne sütü aldığı halde kızıma yedirmeye çalıştığım saçma sapan şeyler için kendimi ve o doktoru affedemiyorum.

Müge said...

Valla çocuğum falan yok ama bu yazı benim bile hoşuma gitti. Umarım ileride başka şekillerde de faydalanacağım senin blogundan. Çocuğa zorla yemek yedirmeye çalışan anneleri gördükçe senelerdir, "Yav, çocuk açlıktan ölecek değil ya, acıkınca yer elbet," derim. Gerçi bekara karı boşamak kolay tabii. Bu arada ben o bebek mamalarının tadını seviyorum. Yani marketten alıp yemem ama ortamda varsa, bebekten kalanı ben kaşıklar, bitiririm.

asliberry said...

Ah Yasemin seni ağzımın suları akarak okuyorum. Çocuklarını senin büyütmen, hiçbir şeyi gereksiz büyütüp, abartmaman, hep kararında bir duruş sergileyebilmen. İnsanların gereksiz endişelerinden ve etkilerinden uzak kalabilmen. Öyle huzur veriyorsun ki bana. Şu alemde en özendiğim insansın. Neyse çok konuşup nazar değdirmeyeyim. Maaşallah diyeyim kaçayım.

İpek said...

Ben kızımı neredeyse 28 aylık olana kadar emzirdim. Sütüm hep vardı, boldu ama kızımın kilo alımı hep sınırda oldu. 4. ayın sonunda ek gıdalara basladık. Sebze çorbası da verdim, kaşık maması da ama kendi yemesine hep izin verdim, ilk günden beri hep sofrada bizimle oturdu. Özenle hazırladıgım yiyecekleri 1 kasık almadan bıraksa bile sorun etmedim. Hiç peşinden koşmadım. Şimdi bütün sebzeleri çok seven ve kendi oturup yemegini yiyen bir kız oldu.

Buket said...

kuralına uygun yapacağım diye çok strese girdiğimi hatırlıyorum.bence de çok iyi yapmışın...

Buket said...

kuralına uygun yapacağım diye çok strese girdiğimi hatırlıyorum.bence de çok iyi yapmışın...

Anonymous said...

Yaban da kendi kendine yemeyi ogrenecek insallah,, Doktorumuz bize de 6.ayda kati gidaya baslamamizi soyledi, ama sadece bir ogun,, gunde kac ogun anne sutu aliyor diye soruyor her seferinde, benim de 'aldigi kadar' diyesim var.. cevapsiz kaliyor tabii bu soru, 5 mi 10 mu diye sorunca da bazi gunler 5, bazi gunler 10 diyorum artik. O zaman 1 ogun yemek, 4 ogun meme mesela dedi,, Yaban cok ilgili bizim yediklerimize de,, haddinden fazla yiyip kusuyor sonra,, bir an once dislerini cikarsin rahat rahat yesin kuzum,, yedigi de sunlar meyve disliyor, en cok muz 'yedi', avokado tattirdim, kustu, bu kadar.. bir de biz yerken sapirdaniyor resmen yaa,, :( ne yapsam, ne yedirsem,, su bahsettigin son kitap benim de siparis listemde bekliyor,, ruya'ya afiyetler olsun..
baris
* hmm doktor bir de dedi ki, tabii anne sutu harika, devam edin ama yemek yemeyi de ogrenmesi lazim,, -bence vakti gelince zaten ogrenecek, disi olsa coktan ogrenmisti mesela,, hem kusmasi da onun daha yemeklere hazir olmadigini gostermiyor mu?-

yasemin said...

evet barış, yaban hazır olmayabilir veya belki bazı şeylere alerjisi olabilir. alerjiler bebek büyüdükçe azalıyor ya da kayboluyor genellikle, kimi zaman kalıcı da olabiliyor ama daha nadir. bence arada bir şeyler tadabilir, istedikçe. bu sırada öğrenir zaten yemeyi.

ne yapıyor orda o :) ama siz gelip döndünüz mü bize hiç görünmeden yoksa? bebek halini göremiycek miyiz yaban'ın :(

bir de aklıma geldi şimdi, yazayım: sadece yemek konusunda değil pek çok konuda "ağaç yaşken eğilir" yaklaşımına karşıyım ben. epey zarar görüyor alışsın diye erkenden zorlanan bünyeler. her şeyin bir zamanı var ve o zaman da her insan için farklı. mesela standart bir 6 ay tutturulmuş gidiliyor sanki her bebek birbirinin kopyası. rüya 6 aylıkken 4 dişi vardı, kimisinin 10 aylıkken hiç dişi yok.. diş öylesine bir örnekti yoksa bebekler hiç dişsiz de gayet güzel yerler yemek istediklerini. reçetelere bu kadar bağımlı olmak zorunda değiliz ki.

yasemin said...

nohut oda, evet 2. çocuğun şansı... maalesef ilk çocuk eskiz olmaktan kurtulamıyor. ne kadar yırtınsak da böyle bu, hatalardan kaçınılamıyor. cem bazen keşke ben küçük olsaydım o zaman beni de yemeye zorlamazdınız başlarda diyor. doğru söze ne denir?

müge, hazır mamalar eminim daha lezzetlidir berbat olanlar benim evde cem'e özel yaptıklarımdı. buharda sebzeleri haşlayıp püre haline getiriyordum bazen içine kıyma, irmik, mercimek artık allah ne verdiyse... çok feci değil mi? hazır mama almıyorum, içeriklerinden emin olamıyorum. çok da masum olamayacaklarını düşünüyorum; ambalajları bile yeter.

ruhdagı said...

Yorum yazmaya oturmuştum ama çok uzun olunca bloğuma post olarak koydum :) İmrenerek okudum yazdıklarınızı. Çocuk büyütürken sabırsız biri olduğumu bir kez daha anladım ne yazık ki!

Öykücü said...

Sanki ben yazmışım:)Mama sandalyemiz bile aynı.

İlk başlarda ben de öğün listelerinin stresine kapıldım.Bırak yedirmeyi yapmayı bile beceremiyordum.Kızım bana yapışık büyüyor zaten:)Nerde her iki saatte bir kalkıp yemek yap,ara öğün yap,bunları yedir.

Şimdi çok rahatım.Zaten anne sütü alıyor şükürler olsun ki.Hemen hergün ilik,peynir,salatalık,et yiyor.Meyve veriyorum eline ısırdığı kadarıyla yiyor.Ama bazı gün kafasını sallıyor yemek istemiyor.Napalım diyorum ne onu ne kendimi strese sokmuyorum.Maşallah gelişimi çok iyi.Ve eliyle yiyor.Salatalığı bile.

O listeleri hazırlayanların çocuğu yok bence.Çünkü hem çocuk bakıp, hem o listeleri hazırlamanın imkanı yok.Evin işini geçtim çocuğun hiç mi altı kirlenmeyecek,hiç mi üstü değişmeyecek,hiç mi yıkanmayacak,hiç mi dışarı çıkarılmayacak? Ne ara hazırlanacak, ne ara yedirilecek.Hayır hiç acıkma fırsatı bile olmuyor zaten.

Bu konuyu ben de bloguma yazayım.Aslında size sormak istediğim bir soru var ama daha sonra soracağım.

Sevgiler..

Hülyanın Tunası said...

ben de 2.yi yaparsam asla ve asla 6 ay+1 gunlukken çocugumu 6 ogunle birden tanıştırmayı dusunmuyorum. zira tuna inanılmaz iştahlı bir çocuktu ve o 6 öğünün hemen hepsini fazlasıyla yiyor ve gündüz hiç emmiyordu. gece de karnı tok oldugu için 9.aydan sonra gece de emmedi. haliyle sadece 9 ay emzirebilmiş oldum.
ek gıdaya yeni geçen emziren annelere hep şunu oneriyorum: önce emziin 1 sata sonra yedirin öğününü. ve "yediği kadar" anahtar kelimesini unutmayın diyorum

Hülyanın Tunası said...

ve fakat yasemin hanımcım bir konuda yüksek müsaadenizle uyarıda bulunmak isterim :)

şimdi emzirne anneler mail grubunda da sıklıkla "eee filanca kişi çocuguna hiç vitamin vermiyormuş. bend e vermeyeceğim" türünden şeyler konuşuluyor. neticede bazı anneler bebelerine ne d-vit veriyor ne demir damlası. kimi bebelerde 1,5 yaş gibi aşırı kansızlık çıkıyor kiminde çıkmıyor. kansızlık ve d-vit eksikliği ciddi gelişim sorununa, uykusuzluğa, iştahsızlığa yol açıyor. bu vitaminlerin eksik oldugu da ancak tahlillerle veya dikkatli dr gözlemiyle ortaya çıktığından çoğu kez anlaşılmadan çocuklar büyüyor. blogdan "vitamin de kullanmıyoruz" diye duyururken kitleleri etkilediğimizi ve bazen yanlış yonlendirdiğimizi unutmayalım. belli ki ruya genetik olarak anemiye yatkın değil ama benim tanıdıgım köfteleri beşer beşer götürüp buna rağmen ciddi anemik olan çocuklar var. zamanında "vitamin gereksiz" zihniyetinin acısı 3-4 yaşında çıkabiliyor ne yazık ki...
haa, çıkamaya da biliyor ama bence bunu riske atmamak en guzeli. zira verilen o vitaminlerin fazla gelmesi için her gun yarım şişe d-vit, yarım şişe de ferrum içmesi gerekir ki bu hatayı -hem de her gun- yapacak bir anne yoktur.

yasemin said...

hülya merhaba,

"vitamin gereksiz" zihniyetini "kitleler"e aşılamak ve kimseyi bu şekilde yönlendirmek gibi bir niyetim yok :p

çocuklarımın güvendiğim bir doktoru vardı, belli aralıklarla tahlilleri yapılıyor ve dengeli besleniyorlardı, dolayısıyla doktorumuz vitamin önermiyordu. önermemesinin benim de aklıma yatan geçerli sebepleri vardı fakat ben bunlardan burada eksik ya da yanlış bilgi verebilirim diye hiç bahsetmiyorum bile. dikkat ederseniz tahlillerinin yapıldığını da belirttim ilk paragrafta.

sonuçta ben dilediğim şekilde bir yaklaşıma sahip doktoru bulana kadar tam 6,5 yıl uğraştım. blog okuyan ya da mail gruplarına üye olan anneler de kendi çocuklarının muayenesini yapacak ve okuduklarını paylaşacak/teyit edecek doktorları bulmaktan kendileri sorumlular.

yorumlarda vitamin ölçülerine hiç girmemek daha uygun olur kanaatindeyim zira bence bahsettiğiniz ölçüler çok ciddi miktarlar.

Öykü said...

Hülya'nın iyi niyetle yaptığı uyarı karşısında bu konudaki fikrimi belirtmeden geçmek istemedim.O da şudur ki:

Günümüz tıbbının rutinlerini/ezberlerini uygulamayan bir anne bunu sanki yanlış bir şey yapıyormuş gibi,bir sır olarak sadece kendine mi saklamalıdır? :)

Hiçbirimiz kendi kişisel bloglarımıza yazarken başkalarına örnek olma,yanlış anlaşılmama ya da herkesin beğenisini kazanma gibi bir kaygıyla yazmıyoruz,değil mi?Böyle bir kaygıyla yazacak olsak zaten,kalem oynatamayız herhalde. :)

Hiç kimse bir blogda okuduğu,hatta doktor öyle dediği için çocuğu ve kendi sağlığı adına bir karar aldıktan sonra,bu kararın neticesinde kalkıp da bu fikri edindiği kaynağı suçlayamaz.'Senin aklın yok muydu?' demezler mi adama? :) Eğer bir kimse sırf 'o öyle yapıyor,ben de yapayım' ya da 'doktor öyle dedi' diyerek bir karar veriyorsa bu kararın iyi/kötü sonuçlarına da katlanır.Bu onun sorunudur.

Bir çocuğun anemi ya da başka herhangi bir rahatsızlığı olduğunu bahsedildiği gibi 'ciddi' bir boyuta gelmeden evvel,tahlillerden veya doktor kontrolünden bile önce çocuğunu iyi gözlemlemeyi bilen bir annenin anlaması beklenir,anlamalıdır da.Ama sağlığımız konusunda sorumluluk almaya korktuğumuz ya da korkutulduğumuzdan en basit şeylerin teşhisini bile doktordan bekler hale geldik ne yazık ki...

Aslında beni asıl endişelendiren,günümüzde doktor önerilerinin sorgusuz sualsizce kabul edilmesidir.Test bile yapılmadan çocuğuna ezbere vitamin verdiğini;nezle,grip gibi en basit hastalıklarda bile soluğu doktorda aldığını,ilaç kullandığını söyleyen/yazan annelere hiç kimse hiçbir şey demezken,çocuğunu dengeli beslediğine ve iyi gözlemlediğine inanan bir annenin 'vitamin vermiyorum' cümlesinin -en basitinden- iyi niyetli de olsa böyle bir uyarıya maruz kalmasıdır.

Kaldı ki vitamin vb. vermemek 'risk almak' demek değildir.Vücudumuza fazladan giren ya da vücudumuzdan fazladan çıkan her damla diğer döngüleri etkilemektedir.Asıl tam tersidir yani risk almak.Ayrıca fazla gelmesi için illa yarım şişe içmeye gerek yoktur.Kovayı taşıran da bir damla sudur. :)

Zaten modern tıp,bizlere hep bu tedbirmiş(!) gibi aşıladığı 'ne olur ne olmaz' zihniyeti yüzünden bu kadar azıtmadı mi?

Hülyanın Tunası said...

arkadaşlar ciddi bir blog okuru kitlesi var. sizin gibi araştıran, ne dediğini bilen annelerin ettiği kelam çok dikkate alınıyor. elbette herkes kendi tercihinden sorumludur. ama anne forumlarında dönen bazı konular, sorular karşısında inanın nutkum tutuluyor. zira hakkaten ilaçsız, aşısız, modern tıptan uzak yaşama akımı var.

verdiğim ölçüler abartı olsun diyeydi. hani "akşam bi fıçı içmişim" gibi. artı çocuğa tatbikinin imkansız oldugunu vurgulamak için soyledim o ölçüleri.demek istediğim şu: grip aşısına karşı oldugunu yazan bir blogger, bu sebepten bir annenin çocuğuna aşı yaptırmama kararı vermesinde etkili olur ve o çocuk gripten hastanede yatarsa, az da olsa sorumluluk sahibidir. ben kendimi öyle hissediyorum en azından.

öykü, modern tıpla ilgili yazdıklarına kısmen katılıyorum. tıp bilimi ne yazık ki sıklıkla sahibinin sesi omaktan öte gitmiyor. araştırma fonları kimden geliyorsa, sonuçlar da o kaynağa hizmet ediyor. ama bilim bilimdir. modern tıp sayesinden çocuk ölümleri azaldıysa, kötü beslenme sonucu gelişim geriliği azaldıysa, yaşam süresi uzadıysa modern tıbba o kadar da tu kaka dememek gerek diye düşünüyorum.

bu arada ben mavra olsun diye yasemin hancımcım demiştim yahu :)

Başak Pirtini said...

Bu blogu yeni buldum ancak konustugunuz konular ilgimi cekti. Ben de ilk cocukta daha fazla listeyi takip ederken ikinci de icgudusel biraz da bebegin yonlendirmesi ile elle yemesine istediklerine izin vermis oldum. Sonuc olarak ilk bebegim 3 yasinda agzina ne verirsem yiyor, ikincisi 1.5 yasinda kendi istedigini kendi yiyor. Tabii bazen ilkini gorup de bana da yedir dedigi oluyor.

Yukarida yazilan yorumlara gore iyi dengeli bir beslenme ve anne sutu ile besledim. İlki 15 ay emdi, ikincisi ise 18 aylik halen emiyor. hic bir vitamin kullanmadım cocuklarima yapılan kan testlerinde de demir degeri normal cikti. Uygulamamda temel olarak sebze agirlikli.

yasemin said...

başak merhaba, seninle daha önce ortak doktorumuz hülya sonugür ve aşılar üzerine biraz yazışmıştık :) o zaman sana bir blogum olduğundan bahsetmemişim demek ki, ben seninkinden haberdardım :) sevgiler

yeşil said...

merhaba, bu yazınız benim de ek gıdaya geçiş konusundaki kararımda çok etkili oldu kendi blogumdan da referans verdim. umarım sakıncası yoktur.
http://leylaveben.blogspot.com/2012/10/ek-gda.html

yasemin said...

yok tabii, memnun oldum. selamlar.

Sefika güngör said...

Merhaba Yasemin Hanim, yazinizla simdi karsilastim. Ikinci cocugum su an 7 aylik boy kilo olarak da yuzde 50 lik dilimle oyle cok kilolu degil. Ben de sadece anne sutu veriyorum. Ama cevre baskisi artmaya basladi ve psikolojik olarak ben de etkileniyorum sanki. Bu durumda yine de sadece anne sutu mu vermeliyim sizce? Bu aylarda da biz ne yiyorsak yiyebilir mi az da olsa?

Sefika güngör said...

Bir de altini kirletmesi azaldi eskiden hergun iki kez kaka yapiyorsa simdi 3 gunde bir filan yapiyor. Bu da ip ucu verebilir mi.

yasemin said...

Merhaba, ben Rüya'yı 12 ay sadece anne sütüyse besledim. Masaya bizimle oturuyordu ve istediklerini önüne taşkınlık koyuyordum ama ana besin kaynağı hala sütümdü. Sonra yavaş yavaş kendisi yediklerini arttırdı. Kimseyi dinlemedim sadece Rüyaya baktım ve o nasıl istediyse öyle oldu. Aç bir insan kendini belli eder nasılsa :) kaka evet ilk bebeklikteki sıklıkta olmaz ama bu bence açlığın göstergesi değil.

yasemin said...

Merhaba, ben Rüya'yı 12 ay sadece anne sütüyle besledim. Masaya bizimle oturuyordu ve istediklerini önüne koyuyordum ama ana besin kaynağı hala sütümdü. Sonra yavaş yavaş kendisi yediklerini arttırdı. Kimseyi dinlemedim sadece Rüyaya baktım ve o nasıl istediyse öyle oldu. Aç bir insan kendini belli eder nasılsa :) kaka evet ilk bebeklikteki sıklıkta olmaz ama bu bence açlığın göstergesi değil.

28 May, 2014

demirin annesi said...

merhaba, ben de bu yöntemle tanışmam 20 gün oluyor, ilk bu yöntemi duymadan evvel kahvaltıda simitle peynir yerken saldırınca ona da verdik kucağımzda bizle yedi, yani kemirdi diyelim, sonra ay ne yapıyor dedik ayırdık. sonrasında masasına ceşitli meyveler mi demedim patatesler mi hepsine iğrenerek baktı sımdı ise masasına koydugumda sadece bakınıyor kafasını çevırıyor elleyıp mıncıklayıp yere bile atmayı kestı, sütüm daha tatlı gelıyor sütü kesecegımı düşünüyor belkide, mamaya da alıştı arada mama yediriyorum tabi normalde süt verıyorum. nasıl alışır sizce bir iki ay bekleyıp sonra mı devam etmelıyım bu yonteme?

Unknown said...

harika anltmışsınız. ben de biz ne yersek ondan veriyorum. şu günlerde diş çıkardıgı için kızım biraz daha hassas...sevdiği yemekleri yapıyorm ona..daha fazla zorlayınca hersey ters tepiyor ve çatişma başlıyor. ekgıda süreci toplumun ve doktorların abartmaları ile biz anne ve bebeklerimizi zora sokan bir süreç haline geliyor..halbuki doğal olun deseler eminim biçok anne daha az stres yapacak ve daha kolay alısacak minik yarularımız...

Elif Güngör said...

Yasemin hanım merhaba. Ben de 15 aylık Yağız'ın annesiyim. Böyle bir yazıyı bizimle paylaştığınız için teşekkürler. Görüşlerinize genel olarak katılmakla birlikte, kendi oğlumla ilgili süreci ve farklı görüşlerimi paylaşmak istiyorum ben de.
Çeşitli sebeplerle bugune kadar 4 doktor değiştirdik biz. Açıkçası şunu diyeyim, hiç bir doktorun söyledikleri tamamen doğru yada tamamen yanlış değil. Bazı doktor bebek günde 4 öğün ek besin almalı derken, bazı doktor anne sütü her ihtiyacını karşılıyor hiç kasmayın diyebiliyor. Bir anne bebeğinin neye ihtiyacı olduğunu en iyi anlayacak kişidir bence. Bebekle anne arasında etkileşim yeterince iyiyse bebek o geribildirimi anneye verir zaten. Yani demek istediğim hiç bir bebeğin ihtiyaçları ve dolayısıyla ek besin süreci bir diğeriyle aynı olamaz.
Ek besin sürecine geçişte doktorun söylediği miktarlara takılmadım ben. Çünkü bebeğimin o kadar şeyi yiyemeyeceği ortadaydı. Mesela doktorumuz günde 1 su bardağı yoğurt çok önemli diyordu ama Yağız belki 2 ay yoğurt yemek istemedi. İğreniyordu çocuk istemiyordu. Zorlamadım ben de bıraktım yoğurt yapmayı. Zaten sürekli emiyordu. Bir süre sonra tekrar denedim ve birden yemeye başladı. Hem de çok isteyerek ve severek. Sebze yemeklerine pürelere bayılıyordu. Ama meyve sevmiyordu. Neyi istiyorsa ondan verdim. Yemek istemediği şeyleri ara ara sundum. Yavaş yavaş sevmeye, yemeye başladı. Tabi özellikle sebze sevmesinde benim etkim vardı. İlk ek besini sebze olarak başlamıştım ve bunun etkili olduğuna inanıyorum. Genel olarak iştahlı bir çocuk Yağız. Ama en çok anne sütüne düşkün. Son bir iki aydır ise ek besin istediği birden azalmaya başladı. Sadece emmek istiyor kerata. Normal bir süreç olduğunu düşündüm. Yine zorlamıyorum, ha hazırlıyorum yemeğini, yada bizim yediklerimizden sunuyorum, isterse yiyor istemezse yemiyor. Bu konu benim için böyle ama bir de şu var bahsetmek istediğim; nedense çoğu anne bu konuya hiç değinmiyor. Bence tek konu bebeğin ek besin yemesi yada yememesi olmamalı. Şunu unutmayalım ki, biz ek besinlere başlayarak aslında bebeğimizin tüm yaşamında etkili olacak tat duyusunu, yemek seçimlerini etkiliyoruz ve bunun nasıl olacağı kısmen de olsa bizim elimizde. Yani bebeğimizin ileriki yaşamında ne derece sağlıklı yiyecekleri tercih edeceği ve ne tür besinlere yöneleceğini belirlemekten bahsediyorum. Ek besin süreci herkes için değişken ve tek bir doğru yok ama, bebeğimize sunacağımız yiyeceklerin içeriğine dikkat etmek bizim elimizde. İlerideki beslenme düzeninde şekerli, unlu gıdalara düşkün bireyler olmalarını istemeyiz hiç birimiz. Ben Yağız'ı bu tür maddelerden uzak tutmaya çalışıyorum mümkün olduğunca. Tabi bunu sadece bebeğimize uygulamak yetmiyor, onun iyiliği için eğer daha önce düzenlemediysek kendi menümüzü de bu yönde düzenlememiz lazım. Sonuçta çocuk ne görürse onu uygulayacak. Valla bana katılanlar yada katılmayanlar olabilir ama bu konuya değinmeden yapamadım. Çünkü etrafımızda hava kirliğidir, rasyasyonudur, tarım ilacıdır vs bizi hasta edecek bir sürü etken varken, bebeklerimizi en azından sağlıklı beslenmeye sağlıklı yiyeceklere yönelmeye alıştırmamız lazım ki, sürekli daha kötü hale gelen bu dünyada sağlıklı kalmayı başarma şansları kalsın. Bunun için de ek besin süreci ilk ve en önemli basamak. Annelerimizin bu konuda bilinçli olması çok önemli. Tabi ki hiç bir uygulama çocuğu yorarak, yıldırarak olmamalı.

sohbet said...

guzel paylasım
sohbet
chat