Monday, April 9, 2012

istanbul'un en güzel sinemalarından biriydi


dün film festivali filmleri'nden büyülü krallık'a gittik (fragmanını aşağıya eklemiştim), cem filmi sıkıcı buldu. demek ki, ona film seçerken çocuk mönüsünün dışına çıkılmayacak, en azından bir süre daha. filmin doğada geçiyor olması ve başrolünde cem yaşlarda bir çocuğun olması filmi onun için ilginç kılmaya yetmedi; filmin durağan anlatımı, fazla konuşma ve olay olmayışı ona sıkıcı geldi. eskiden olsa çıkmak isterdi ama beni sık sık şaşırtacak kadar büyüdü artık. daha doğrusu, film sonunda birkaç seyirci cem'e filmi beğenip beğenmediğini sordular, o zaman söyledi. sıkıcıydı deyince cem'in yanındaki koltukta oturan izleyici "olsun, festivalde sinemaya gitmek de önemlidir." diyerek beni güldürdü.

film tatil için gittiği köyün yakınındaki göletin ve çevresinin çocuğa ifade ettikleri etrafında dönüyordu. çocuk gölette geçirdiği saatler boyunca hissettiklerini; kendini ve arkadaşlığı keşfini anlatıyordu. ben cem'in sayesinde gitmiş oldum bu filme, normalde seçeceğim bir film değildi ama şimdi aynı sinemacıların önceden izlemediğim filmleri microcosmos'u da izlemek istiyorum, rüya erken uyusun bu gece. umarım film vizyona girer veya dvdsi çıkar da izlersiniz, ben de onur'la birlikte yeniden izlemek isterim.

*

beyoğlu'na filmden bir saat önce gitmiştik. önce hacıbekir'e girdik, cem her zamanki gibi akide şekeri istedi. ben lokum aldım. en sevdiğim çikolatalı lokumlardan, müge'nin tavsiyesi tarçınlılardan ve son olarak da sakızlı lokum. bana sorarsanız çikolatalı lokum gibisi yok, film öncesi 80 tane falan yemişimdir*. şimdi de sona kalan tarçınlıları yemekteyim, bunlar da denemeye değer. aslında şimdi üşenmeyip sade bir türk kahvesi yapsam tam olacak.

* 4 gün sonra: lokum yerken çürük dişimi kırmışım, çektirmek zorunda kaldım. aferin bana.

*

sonra biraz daha yürüyüp emek sineması'nın sokağına girdik. festival zamanı emek sineması sokağı, her zamankinden daha kasvetli, bomboş. emek'in ismi bir zamanlar melek'miş. emek istanbul'da gördüğüm en güzel sinemaydı. umarım cem de bir gün emek'te film izler.


imza kampanyası ile ilgili bölümü emeksinemasınıyasatalım.org adresinden kopyalıyorum.
hepimizin desteği gerekli, bir imza bile önemli.









aşağıdaki metni onaylıyorsanız ve siz de adınızın, soyadınızın ve mesleğinizin onaylayanlar listesinde yer almasini istiyorsanız lütfen ad, soyad ve mesleğinizi bir e-mail ile

onay @ emeksinemasiniyasatalim.org

adresine yollayınız. Onaylayanların listesini bir sonraki güncellemede sitemizde yayınlayacağız. E-mail adresiniz gizli tutulacaktır. 18 yaşını doldurmuş olmanız gerekir. Üniversite öğrencileri, üniversitelerinin isimlerini ve bölümlerini de yazabilirler. 

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'na,

Biz aşağıda ismi bulunan, sinemaseverler, festivalseverler ve kültürel mirasımıza sahip çıkmak isteyenler olarak 86 yıllık geçmişiyle, anılarımızın, gençliğimizin, kültürümüzün, sinemamızın içinde büyük bir yer eden, Yeşilçam sokağındaki tarihi Emek Sinemasının kapatılmasına ve yıkılmasına karşıyız.

Nihai çözüm Emek Sineması'nın, Türk ve dünya sinemasının festivallerde gösterilen seçkin örneklerini seyircilerle buluşturan, Türk ve yabancı yönetmenler ve oyuncuların katılımıyla film sonrası söyleşileri düzenleyen, belirli haftalarda yeni Türk yönetmenlerine, sinema öğrencilerine ve yetenekli kısa filmcilere eserlerini gösterme imkanı sağlayan, sinema sarayı geçmişine ve binasına, Türkiye'nin sembol sineması olma özelliklerine yaraşır bir sinema ve film merkezine dönüştürülmesi, kısaca Emek Sineması ve Film Merkezi olmasıdır.

Saygılarımızla, 

3 comments:

Nihal said...

http://filucusu.blogspot.com/2012/04/emek-sinemas-icin-biletleri-yrtyoruz.html
Sevgiler
Nihal

Müge said...

Cikolatali lokum mu? Bak bunu hic bilmiyordum. Bir arkadasima yollamak icin cumartesi lokum almaya gidecegim, su cikolatalilari da ben deneyeyim. :)

yasemin said...

nihal, çok teşekkürler link için.

evet müge, mutlaka dene. dişimi kırmışım yemekten, o kadar çok yedim yani. gerçi dişte de iş yoktu ya neyse...