Friday, April 13, 2012

yaşam dönüşümdür


victor ananias'ın yaşam dönüşümdür kitabını okuyorum. kurucusu olduğu buğday derneği aracılığıyla ismini bildiğim ve geçen yıl 40 yaşında bu dünyadan giden victor'u kendi yazılarıyla ve hakkında yazılanlarla tanıyabileceğim kadar tanımaya çalışıyorum. onu yakından tanımak çok güzel olurmuş, okurken bunu anlıyorum.

victor'un, hiç tanışmadığımız halde yaptıklarıyla, bugün benim hayatımda neleri dönüştürmüş olabileceğini düşünürken artık yaşamadığı aklıma geliyor, içim sızlıyor. kendisi aşağıdaki yazıda buna, "yeni bir yaşama geçmek" demiş gerçi, öyle düşünmeye çalışınca sızı biraz hafifliyor.

buğday dergisi için yazdığı yazılardan birini buraya ekliyorum. haftasonu kendinize bir kitap almak isterseniz ismi yaşam dönüşümdür olsun. güzel bir hafta sonu, herkese.

*

Merhaba,


Yaşarken bilinçli ya da bilinçsiz, nefes verip-alırız, verip-alırız yeni bir yaşama geçene dek. Nefesi almak için vermeye, vermek için ise almaya ihtiyacımız var. Ne kadar istesek de bir nefesi alırken, sonrakini de garantiye alamayız ilkini vermeden. İlginçtir, yaşam hep "nefes alma"ya bağlanır halbuki bilinçli olarak yaptığımızda "nefes verme"nin yaşamımızda çok daha etken olabileceğini babam bana şöyle anlatmıştı:
"nefesi tam olarak boşaltmak lazım, hücrelerin temiz havadan yararlanabilmesi için önce kirli havayı tam boşaltmalı yoksa vücudun direnci gitgide azalır, hücreler beslenemez..." (ayrıca babam diş doktorudur ve bazı hastalarının ağrılarını 3 dakikalık nefes verme egzersizleri ile ilaçsız geçirdiğine tanık olmuşumdur)


Bütün bunlardan anladığımı yaşamsal tecrübelerimle birleştirdiğimde görüyorum ki modern yaşamlarımızda ezberlediğimizin tam tersine, ekonomik özgürlüğümüz için çaba sarfedebileceğimiz en etken başlangıç noktası tam vermek! Üremek için tohum vermemiz gerek, yaşam bize zaten verilmiş, hep verecek değerlere sahibiz. Yeter ki alacağımızın hesabını yapmadan önce vermeye konsantre olup bunu bilinçli olarak sonuna kadar bir yapalım. O değer fazlası ile geri dönecektir.


Peki ne yani diyeceksiniz, adam sen de, ne istiyorsun, yeter, ne verelim!?..


Bence bir deneme yapın, hemen bugün, neyiniz varsa onu verin karşılıksız inandığınız bir döngüye... Benim aklıma ilk Buğday geliyor tabii, maddi desteğe ihtiyacımız var, yardıma, aboneye, kullanılmaya ihtiyacımız var... Ya da gidin çocuklara özgürlük vakfına, bir çalışkan çevre derneğine para verin, işgücünüzü verin... Yaşlılar evine gidin, hapishanelere gidin, sevginizi verin, seçeceğiniz bir ibadethaneye gidin ya da doğaya, bir ağaç altına, dere kenarına öylece durup dikkatinizi verin, hiçbir şeyiniz yoksa buna sahipsinizdir, dikkatinizi verin, sonsuzluğa, boşluğa...


Ben bunu kişisel olarak epeydir bilinçli bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Henüz maddi olarak yaptıklarımda dengeyi sağlayamadım ama içimdeki aşk o kadar büyüyor ki; sonuçta gerçek bir tatmin hissi derininde şu anda mangalımın yanında yazarken soğukta iliklerime kadar ısıtıyor beni.


Zenginlik dileklerimle...


VICTOR


*

3 comments:

Anne Café said...

ben de kitabı bitirmek üzereyim. herkese hediye etmek isterdim bu kitabı. öyle güzel bir insan ki. keşke konuşmalarını dinlemiş, beraber çalışmış olsaydık. gerçi bir kaç videosunu izledim. hatta dün bir okulda öğrencilerle sohbetini izlerken ağladım tutamadım kendimi. çok özel biri, çok donanımlı ve iyiliklerle dolu biri. bir haftadır dua ediyorum aklıma her gelişinde... herkes tanımalı.

şadan said...

gercekten kitapta da dedigi gibi, sanki bu dunyaya ait degildi.

füs said...

yasmin, bu kitabı okumak konusunda zaten son derece heyecanlıydım, şimdi senin yazdıklarını okuyunca iyice meraklandım. victor ananias'la yapılan bir röportajı izlemiştim ve çok etkilenmiştim, kitabı da dolu dolu gözlerle okuyacağım sanki...