Thursday, May 17, 2012

olmasını istediğim şeyler

* düdüklü kullanmaya başlayabilmek (çocukken ananemin evinde patlayan düdüklü nedeniyle düdüklü fobim var, bu yüzden hayatım boyunca hiç düdüklü kullanmadım.)

* eskiden olduğu gibi evde düzenli yoğurt mayalamak. kuzenimin hediyesi tefal yoğurtçumun nasıl çalışacağına bakmaya üşendiğim için alet 2 aydır bir köşede bekliyor.

* rüya'nın gece uyanmalarına 19. ay biterken artık son verdiğini görmek ve gece emzirmelerini kesmek (gereksiz insan: aaaa sen hala geceleri emziriyor musun? yasemin: evet, ne var bunda? gece faslını bırakmak istiyoruz dedik ya. ben hiç bu tiplere sen niye erkenden kesiverdin bebeği memeden ya da niye hiç emzirmedin diye sormadım. gereksiz sorular)

* çocukların bütün yemeklerimi mırın kırın etmeden doyana kadar yemeleri. şu hayatta beni beğenilen ve severek yenilen yemeklerim kadar mutlu eden bir şey olmadığını farkettim. evet, bugünlerde en çok buna seviniyorum. çocukların o öğünde pişirdiğim yemeği severek yemeleri ve karınlarını doyurmaları paha biçilemez; geri kalan her şey için mastırkart. (yalnız yemek köfte, makarna, mantı vs. olmayacak, onları dedem de sever; sevilen yemekler kabak kalye, yeşil fasulye, enginar gibi şeyler olsun)

* çorba ve yemek repertuarımı genişletmek. denenecek yeni tarifler için biraz tarif okumaya zaman ayırmak.

* evde bir filmi izlemeye başladığımızda onu bir gecede izleyip bitirebilmek. filmler bazen diziye dönüyor uyuklamalar nedeniyle. tamam, filmi iki gecede izlemeye de razıyım.

kimbilir düşündükçe daha nelere çıkar da, bu gece itibarıyla aklıma ilk bunlar geldi. listeye baktığımda yemek konusuna takılmış olduğumu gördüm. bunu da sağlıklı beslenme, daha doğrusu besleme konusunda yaşadığım eziyete bağlıyorum. bundan ayrıca söz ederim herhalde bir gün.

41 comments:

Müge said...

Ben sevdim bu listeyi. Düdüklü fobisi bende de var, ben de bazı filmleri dizi film gibi izliyorum. :)

mutfaktaki acemi said...

-düdüklü benim elim ayağım. çok kullanıyorum. ama her seferinde, kapağını elim titreyerek açıyorum :))
-oğlum 6 yaşında ve hala gece uyanıyor. yani 19. ayın bitişine bel bağlamak, hayal kırıklığına sebep olabilir :)))

listedeki tüm maddelerin en kısa zamanda gerçekleşmesini dilerim. sevgilerimle...

Selcen said...

:))) ben de istiyorum bunları
-tek gecede bir film bitirebilmeyi,
-çocuğumun sebze yemeklerini sevmesini (dedem de sever kısmına koptum :)))))

Ters Pabuçlar said...

yazılan yazılar arasında 2.düdüklü geçen post oldu:)bende şu klipsolulardan var inanılmaz güvenli.elim ayağım hayatım mutfakta yarım saatte istediğim tür yemeği yapmamı sağlayan lezzetide tencereyle kıyaslanamayan bir alet o

Defne Tozan Andaç said...

Düdüklüler artış çok güvenilir. Hiç korkma. Sadece alırken boyutuna dikkat et, çok büyük almanın manası yok.

Ben oğlanı 25 ay emzirmiştim. Bırakmak biraz sancılı oldu ama başkalarının ne dediğini hiç takmadım. Babası 3,5 yaşına kadar emdiği için ona çekmiş herhalde.

Defne Tozan Andaç said...

Düdüklüler artış çok güvenilir. Hiç korkma. Sadece alırken boyutuna dikkat et, çok büyük almanın manası yok.

Ben oğlanı 25 ay emzirmiştim. Bırakmak biraz sancılı oldu ama başkalarının ne dediğini hiç takmadım. Babası 3,5 yaşına kadar emdiği için ona çekmiş herhalde.

Gülsen said...

ben de düdüklü tencere kullanmaya geç başlayanlardanım :)) hiç bir sorun yaşamadım bu güne kadar, hava çıkış yerini tazyikli su altında iyice yıkamak ve tencereyi asla ağzına kadar doldurmamak gerekiyor şayet kullanırsanız aklınızda olsun :) sevgiler

Özgür Turan said...

Ben de bir düdüklü var evlenirken alınmış manasızca, bildiğin kazan gibi birşey. Bir defa annem birşey pişirmişti onda hamileydim sanırsam hatırlamıyorum. ben daha dokunmadım, öyle duruyor dolapta.Her baktığımda camdan atasım geliyor. Yakındır veririm zaten. Ama küçük bir düdüklü ya da iyi bir döküm tencere alasım var. Hatta bu ara iyi tencere arayışındayım nasıl da yarama parmak basmışsın.
Ama ben en çok gereksiz insan tanımlamasına koptum:)
öpüyorumm.

Nihal said...

yasemin, düdüklü şahane bir şeydir:) çok az kaldı taşınalım sana yardımcı olurum bu fobi ile ilgili:)

polente said...

Yasemin,

Biz yoktuk yeni döndük, dolayısı ile size de gelemedik. Haftaya bir gün gelelim, hem uygulamalı düdüklü tencere kullanma hadisesi de yaparız, parka da gideriz. :))

Itır said...

düdüklün var mı bilmiyorum ama alıcaksan fissler al ;)

yasemin said...

ıtır düdüklüm var. büyük bir hevesle cem bebekken almıştım clipsolardan ama hep tencere olarak kullandım o zamandan beri. güya cem'e clipsoda hazırlayacaktım yemekleri, teeeeyyy tey. ama şimdi minik fisslerlere göz diktim, 2,5 litrelik olanların tipini çok beğeniyorum gerçekten kullanacağımdan mı acaba? emin değilim ama bir tane de fissler alsam deyip deyip durduruyorum kendimi :)

yasemin said...

polente uygulamalı deneriz ama ben biraz kalın kafalıyım şimdiden söyleyim hele de böyle korktum mu falan çok uzun sürer öğrenmem. ahh.

bu arada dün akşamüstü cem ile okuldan dönerken çok süper bir park keşfettik evin yakınında. çok sessiz, yemyeşil, erik ağaçlarından erik toplayıp yedik, yolda sandviç kakao falan almıştık orada piknik yaptık. burası nasıl kalmış şehrin ortasında anlamadım. banka yatıp uyudum bile. oraya gideriz.

yasemin said...

nihal sağol da polente'ye söylediğimi sana da söyleyim ben zor öğrenirim, pişman olmayın sonra :p

özgür döküm tencere de güzel bir şey ben birkaç hecha var, çok memnunum.

gülsen, darısı başıma. inşallah yakında başlarım ben de kullanmaya.

yasemin said...

defne, clipsolarda hele hiç risk yok demişlerdi. artık korkudan mı tembellikten mi, nedense bir türlü kullanmayı öğrenemedim. 8 sene oldu alalı :/

cem de 16 ay emdi o zaman çatlak sesler daha çoktu şu an daha az tacize uğruyorum. demek ki aradan geçen yıllarda 1 yaştan uzun süre emzirmenin o kadar da absürd bir şey olmadığı anlaşılmış. yine de çıkıyor işte böyle, robinson crusoe da olsan gereksiz bir tip sızıveriyor aradan :p

yasemin said...

ters pabuçlar, 2. düdüklü geçen yazı demişsin. ben mi yazdım önceden düdüklü hakkında? hatırlayamadım valla :)

bendeki de clipso, 8 yıl önce aldım. düz tencere niyetine almışım da haberim yokmuş! iyice heveslendim bakalım umarım kullanırım düdüklü olarak da.

yasemin said...

müge, dün gece de sense and sensibility'e başladık, çok kararlıydık, bir seferde bitirecektik ama ben bitiremedim valla. en son nar'ı tek seferde bitirmiştim, çok mutlu oluyor insan film ertesi güne sarkmayınca :p

Ters Pabuçlar said...

senin postundan önce anne kaz düdüklüde taze fasulye yi nasıl yaptığını anlatmış ardından sende düdüklü deyince:)mutfakda ayrıca bir kişidir o alet demek hakaret olur benimkinin markası karaca

yasemin said...

mutfaktaki acemi, benim 19. ayda bu beklentiye girmemin sebebi cem'İn 16. ayda emmeyi bırakmasıyla birlikte deliksiz uykuya da başlamasıydı. rüya halen emiyor. benim bilinçaltım ise herhalde bu sıralar rüya'nın deliksiz uyumaya başlamış olmasını bekliyormuş ki eskiden yormayan uykusuzluk artık yoruyor. ya da ben deliksiz uyumayı bekliyorum ve öyle olmadığı için sabahları yorgun kalkıyorum, sık kalkarsa sinirleniyorum falan. ayalarımla oynamam ve dişimi sıkmam lazım, onu yapmaya çalışıyorum. 6 yaş tabi şu anda beni çok aşan bir sınır, allah'ım lütfen acı bana :p

yasemin said...

selcen bekleyip göreceğiz, olacaktır herhalde bir gün :p

jasmingreentea said...

yemekle ilgili yazdıklarının hepsine aynen katılıyorum. düdüklüyü herkes yazmış ben de yazayım, hiç korkacak veya karmaşık bir şey yok, 10dk'da nohut, 8 dk'da fasulye pişirebilmek de paha biçilmez:) bence dene. yoğurt konusunda da naçizane tavsiyem hiç makine falan alma. "serçe parmağınla dayanabildiğin sıcaklık" konusunu bir iki mayalamda çözersin sonrası çok çok kolay.
ee, benim ufaklik kız da hala emiyor (26 ay oldu yuh), ama bitsin istiyorum artık bu uyku meselesi yüzünden beceremiyorum bıraktırmayı. 18 ay öncesi sütten kesmek daha kolaymış onu anladım.
yasemin anladığım kadarıyla birbirimize epey yakın yerlerde oturuyoruz, bir gün bir park gezisinde karşılaşır mıyız acaba?

yasemin said...

jasmingreentea selam, bence karşılaşma işini şansa bırakmayalım yakınsak. yazışalım, bir gün parklardan birinde buluşalım. kızlar takılır, biz de bankta laflarız diyeceğim ama galiba bunun için biraz erken :p neyse olsun biz yine de buluşalım.

Margot said...

Ben zamanında bir düdüklü aldım. tefal marka. epey de kullandım. sonra sonra düdüklüden soğudum. kullanmayalı o kadar çok vakit oldu ki neden soğudumu da unuttum. sanırım yemeği bir türlü istediğim gibi pişiremediğim için, arada kapağını açıp tadamadığım için falan. tefal de şimdi hangi rafta çürüyor bilmiyorum.
tıpkı ekmek yapma makinesi, yoğurt makinesi, katı meyve sıkacağı falan gibi. bence aldığımız şeylerin büyük bir kısmı aslında gereksiz.

yasemin said...

margot pek çok aletin gereksizliği konusunda hemfikiriz. yoğurt makinesi de dahil buna ama ben bütün denemelerimde sütü heba ediyorum. nedense bir türlü tutturamıyorum ama bir aleti kullanmayı öğrenmeye de her zaman üşeniyorum. en son 30 yıllık evden getirdiğim bir yoğurt makinesini kullanıyordum ama o bozuldu şimdi kuzenimin hediyesi makineyi kullanmayı öğreneceğim bakalım.

düdüklü ise zaman yüzünden artık kullanmam gereken bir alet. iki çocuk olunca, evdeki işlere bir de alışveriş, cem'i okuldan alma, rüya'yı parka götürme işleri eklenince bazı günler yemeğin pişmesini bekleyecek vaktimiz olmuyor. parkta biraz uzun takıldığımızda eve gelince çabucak sofraya oturmak lazım geliyor, düdüklü pişme süresini çok kısaltacağı için lazım bana çünkü bir gece önceden pişirmektense hemen pişirip yemeyi seven biriyim + gecelerimi de yemek işine adayacak olursam filme, yayılmaya, okumaya falan hiç vaktim olmaz. en azından rüya okula başlayana kadar düdüklü kullanmam lazım yoksa dediğin sebeplerle ben de bir süre sonra bırakabilirim ya da çok pratik bulurum ve alışır hiç bırakamam kim bilir... bir dokun bin ah işit oldu bu da :)

şadan said...

ben de bir dönem ne çok kullandım düdüklüyü. ama bozuk şimdi, yani 2 yıldır tamire götürülmeyi bekliyor:o
yine de pişirme süresini epey kısaltıyor.
yasemin bugün bahsettiğin züccaciyeye gittim, ne güzel dükkanmış orası. vaktin nasıl geçtiğini anlamadım orda :) bi daha gitmek istiyorum mutlaka, ayarlarsak birlikte belki...

bu arada o parkı da merak ettim, gideriz artık:))

Anne ve Bebisi said...

tefal clipso aliyorsun, istesen de patlatamiyorsun :P dudugu artik sadece isminde duduklulerin :) duduk falan kalmamis ortada :))

duduklu :P benim de elim-ayagim. zamandan tasarruf.

Anne ve Bebisi said...

simdi yorumlari okudum da, hem de clipson varmis :P aaa :)) ayipladim simdi :P imza: gereksiz insan :P

yasemin said...

anne ve bebişi, estağfurullah :p gereksizleri biliyorsun onlar insanı kendilerince eleştirmek için konuşanlar: ay sen hala emziriyo musun? ay seninki neden bağırıyor, hiç pedagoga gittiniz mi? sizinki kuma gömülmüş, biz çok temiz bakıyoruz. bu çocuğun annesi yok mu... valla bunlar geldi benim başıma, aynen kelimeleriyle yazdım. ya yoksa sadece bana mı oluyor bunlar? bende bi bozukluk mu var yoksa? :p

yasemin said...

şadan ayarlarız bir şey yok bunda. bir cumartesi beşiktaş'ta 3 saatlik bir buluşma ile her tarafı tavaf ederiz; yoksa 5 saat yapıp pazara da mı gitsek? neyse gözünüzü korkutmayım 5 diye, 3 ile başlayalım yavaş yaval uzatırız :) beşiktaş pazarına da yıllardır gitmedim. bir de dvdci keşfine çıkalım o gün.

Itır said...

"üşütme bebişini annesi, zaten burnu akıyor!" (bugün karşılaştım da yazmadan geçemedim)bi de ağlatmasana annesi var ki tadından yenmez..

yasemin said...

"ağlatmasana annesi"ne bayıldım ben ıtır. tamam ağlamasın, vereyim yesin görüp istediği kasanın yanına kasten koydukları şekerleri, parktaki çocuğun bebeğini alıp eve götürelim, ağlamasın çünkü bizimki, yağmur başlamış salıncaktan inmesin ağlar maazallah, elindeki yağlı börekle misafir olduğumuz insanların evinde dolansın, böreği kaloriferin arkasına atsın, yağlı ellerini koltuklara sürsün yoksa ağlar, bir şekil (evde 2 çocuk var) ele geçirdiği tükenmez kalemle bodoslama berjerlere dalsın, karalasın yoksa ağlar...

ağlayan çocuğun yarattığı stresin yüküne mi yanayım, şu densizin ettiği lafa mı? lav silahımı getirin. bunlar şimdi böyle dedim diye beni hastaneye de tıkmak isterler deli diye. beni siz delirttiniz. teşekkürler.

ÇokBilmiş said...

Düdüklü sorunsalı çözüldüğüne göre 2. maddeye geçelim: Tefal'in düğmesine basıyorsun, çalışıyor. Hepsi bu :) Zaten çalışma mantığı çok basit.
Eski modelinden kullanıyorum ben: http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2010/10/hayatm-krtaran-urunler-yogurt-makinesi.html

yaban said...

duduklunun yiyeceklerdeki besin degerini azalttigini okudugumdan beri ben de dudukluyu tencere niyetine kullaniyorum,, ama referans veremeyecegim simdi, basincla pisirdigi icin sanirim vitaminleri yok ediyordu, oyle birseyler,,
*
slow cooker diye bir sey duydum, onu dusunuyorum ben de,,

yasemin said...

barış, onu ben de duydum da acil zamanlarda razıyım azaltmasına yoksa yemek yetişmeyince düdüklüde pişmiş ve besin değeri azalmış ev yemeği yerine dandik şeyler yemek zorunda kalıyoruz. çocuklara mutlaka ev yemeği yedirmeye çalıştığım için çok darlanıyorum yemeğe zaman kalmayınca. mecburum şimdilik çünkü bazen yetişemiyorum her şeye tek başıma. ya nerdesin sen, gel de biraz ağlayım :p

yasemin said...

çokbilmiş teşekkür ederim. çok zormuş sahiden oyalanıp durmayım da yarın yapayım öyleyse :)

yaban said...

slow cooker a atiyormussun oglenden sebzeleri, eti, her ne ise,, aksama dek yavas yavas pisiyormus, aksam eve gelince yemek hazirmis,, veya sabahtan bilmiyorum,, sadece bu kisma bayildigim icin aklimi celiyor,, ve saglikli oldugunu dusundugum icin de tabii,, sen dudukluye koyacaklarini oglenden veya sabahtan buna koy,, koy yani baris, kendime diyorum asil,, :) cunku ben de bazen bir sey yapamiyorum ve tarhana corbasi, yesil mercimek yemegi, yogurtlu makarna.. bunlar da benim kurtaricim,, ya da kahvalti, menemen filan tabii,, yaban'in neler yedigini gorsen aglarsin belki de,, biz saglikli yemiyorsak ve onunla paylasamiyorsak o zaman onune cig sebze-meyve koyuyorum,, domates-kivi-muz-yogurt ve ekmekten olusan aksam yemegi,,! tabii senin icin durum biraz daha zor, sen kizarmis patates yerken cem'den yememesini bekleyemezsin, yaban henuz kucuk oldugu icin bu avantaji kullaniyorum ama yakinda engel olamayiz ..

ÇokBilmiş said...

Slow cooker'ı beni de düşündürüyor. Eskiden uzun süre pişen yemekler besleyici değerini yitirir, düdüklü sağlıklı denirdi. Şimdi de düdüklüde yemek basınçla piştiği için sağlıksız deniyor. Emin olamıyorum :)

Eğer sadece yemeğin kendi kendine pişip hazır olarak sizi beklemesini istiyorsanız Sinbo Elektirikli Düdüklü Tencere kullanabilirsini. 6-7 senedir kullanıyorum. En büyük kurtarıcım: http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2011/12/gun-24-saat-yetmiyor-mu-zaman-planlamas.html

yasemin said...

barış, kurtarıcım dediğin yemekler aynı şekilde bizim evde de öyleler ve bende artık bir bıkkınlık yarattılar. o kadar çok kurtardılar ki yani yetti artık! şimdi mevsimi geldi, kabak da çabuk piştiği için çeşitli formlarda kurtarıcı görevine başladı hayatımızda. çorbada, buharda, kıymalı zeytinyağlı, makarnalı, bulgurpilavlı vs vs. evde bebek varsa, çocuk varsa bu zamanda besleme sorumluluğu taş gibi ağır geliyor bana. slow cooker olayına sıcak bakmadım, öyle bütün gün.. yok, istemem.

yasemin said...

çokbilmiş, iyiymiş ama ben mutfakta alet kısıtlamasına gittiğim için yeni şeylere çok soğuk bakıyorum. daha yoğurt makinesini kullanmaya başlayamadım, 2 aydır hediye haliyle kaldı gitti zavallım. düdüklü desen onda da henüz tık yok. beslenme ve sağlık konuları artık beni iyice germeye başladı, hava da ısındı mutfakta kan ter içinde bir şeyler hazırlayıp da çocuklara beğendiremeyince çok kötü oluyorum. anneliğin en kazık kısmı benim için yemek işi oldu.

NİLAY (nilmoon) said...

tefal düdüklü alın ve herşeyden kurtulun..
tefal'İn Tdağ yetkili servisi babam ve yıllardır tefal kullanıyoruz; servislikten öncesi dahil..

en güzeli de sonsuz emniyetli olması..

ve..

fasulye cinslerini de; tazesini 10,kurusunu 20 dk da pişirmesi!

yasemin said...

nilay, tefal almıştım 8 yıl evvel ama hala tencere olarak kullanıyorum. korkudan düdüklü olarak kullanamadım bir türlü. bu yaz bu sorunu hallederim inşallah. hedefim bile muğlak :p