Tuesday, April 2, 2013

rüya'nın kedisi

tanıştırayım, bu rüya'nın kedisi:

rüya'nın ennn sevdiği oyuncağı. aldığımız tarihi görmek için fotolara baktım da, o zamandan beri çekilen hemen her fotoğrafta elinde kedisi. aslında oyuncak sayılmaz çünkü o gerçek, yaşıyor. rüya'nın yavrusu. rüya kedisi elinde veya kolunun altında, bana sık sık hatırlatıyor: ben anneyim. kedimin annesiyim. 

rüya kediyi ankara'dan, çıkrıkçılar yokuşu'ndaki dükkanlardan birinde görüp bize aldıralı tam 2 ay olmuş, o gün bugündür elinden düşürmüyor. uykuda, sofrada, parkta, lokantada, gezmede, cem'i okuldan almaya giderken, her yerde yanımızda o da olmak zorunda. mesela kendisi gördüğümüz bütün kaçmayan sokak kedileriyle tanıştırılmıştır. gerçi sokak kedilerinin bizim kediye olan ilgisi her defasında iki koklayıp çekilmekle sınırlı kalıyor ama olsun, yeter ki kedimiz sosyalleşsin.

bugün film çıkışı beyoğlu'nun kırık karo taşlarına takılıp tramvay raylarına serildikten sonra kendime bir iyilik yapıp homer kitabevi'ne gittim. homer'in alt katında, çoğu ingilizce çok güzel çocuk kitapları bulunuyor. acaba bugün bulduğum bu kitabı almadan oradan çıkabilmem mümkün müydü? kitabı henüz rüya'ya vermedim, yalnız şimdi benden bir de kedi kostümü isterse yandım.




matilda gibi rüya da çay partilerini seviyor. bundan ayrıca bahsetmem lazım.

şu linkten kitabın diğer sayfalarına göz atabilirsiniz.

düşünüyorum da rüya kedileri bu kadar çok severken  (aslında ben de bayılıyorum onlara;  kedilere düşkünlük bana halamdan, rüya'ya da benden geçmiş) keşke evde bir kedimiz olsaydı ama benim astımım yüzünden artık evde hayvan besleme şansımız yok.

*
(ankara'da ve çeşitli üniversite kampüslerinde de şubeleri var)

12 comments:

Müge said...

Bu post'u okurken keyiften resmen eridim! Sokaktaki kedilerle tanıştırıyor, "Ben kedimin annesiyim," diyor. Ay ay ay! Bu kitabı Rüya'ya almamak düşünülemezmiş bile. Bence kedi kostümü ister, Yasemin. Hiçbir şey olmazsa, bir kulaklı taç, bir kuyruk bulunur. Bıyık da çizersiniz. Çok heyecanlandım. :) Bu, bir.

İki; yüklü bir kitap listesi yaptığım bu günde (ki hepsini altın vuruşla tek seferde alacağım) bütçeme bir darbe de senden geldi. Ama bunu almazsam şuracıkta çatlarım.

Rüya'ya kitabı verince neler oldu lütfen onu da yaz sonra.

yasemin said...

:)
yazacağım müge :)

Selen said...

Pek te şirin bir kediymiş Yasemin :) Benim de küçükken bir kedi oyuncağım vardı hatırlıyorum. Bunun kadar şirin değildi ama ben de gezdirirdim onu. Annem diyor ki onların yanında yatmaya geldiğimde önce kediyi atarmışım sonra ben tırmanırmışım yatağa. Bizim evde böyle en gözde oyuncak olmaya aday bir kuzumuz var, ben bile bayılıyorum o kuzuya. Bakalım benim kız onu mu tercih edecek yoksa aldıracak mı Rüya gibi sevdiği başka birşeyi...

özden said...

ben çocukların böyle bir oyuncağa tutkuyla bağlanması (linus'un battaniyesi gelir hep aklıma) olayına bayılıyorum. daha çocuğum olmadan ona ilişkin hayallerimde onun bir oyuncağını çok sevmesi, böyle her yere taşıması falan vardı (benim de yaşca geç edindiğim,6-7 yaşındaydım sanırım, ama yıllarca ayrılamadığım bir snoopyim vardı.hala da duruyor). o hayalle çok güzel inekler, kediler, falanlar, filanlar aldım. ama hiç birine böyle bir ilgi yok, bağlılık yok. evde onu hazır bekleyen,aralarında bir hikayenin olmadığı bir dolu oyuncakla bağ kuramaması normal galiba :) benim hatam.aralarından hiç biri özel olmadığı için benim torun sayım üçü dördü buluyor ve çoğu zaman gittiğimiz yerlerde ben taşıyorum, ben bakıyorum bizimkinin çocuklarına.
yere kapaklanma için geçmiş olsun, bir de yasemin, sen kitap tanıtma :)

yasemin said...

özden,

linus snoopy'deki değil mi? happiness is a warm blanket'i izledin mi? çok süper bir şey :)

rüya'ya beğenip aldığım az sayıda bebek-hayvan vardı. hediye gelenler ve cem'den kalanlarla zaten epey bir şey var evde. aldıklarımı da hamileyken heveslenip kız olacak diye almıştım, onların kıymeti yok hiç. halbusi hepsi de çok özel parçalar, tabii benim için :p biri şu aşağıda bahsettiğim moulin rotylerden mesela. sonra d&rlerde satılan ugly dollslardan dayanamayıp bir tane aldım geçenlerde. rüya pek oynamadı onlarla varsa yoksa bu kedi. 2. sırada da çibo'dan aldırdığı atı var. onun da fotosunu eklerim sonra. bana sorsan kendiliğimden beğenip alacağım şeyler değiller ama rüya hep bu ikisiyle oynuyor.

yasemin said...

happiness is a warm blanket

http://www.imdb.com/title/tt1810633/?ref_=sr_1

yasemin said...

selen, rüya benim beğenip aldıklarımı sahiplenmiyor pek, bakalım seninkinin kuzuyla arası nasıl olur?

şu geçen postlardan birinde bahsettiğim moulin roty hayvancıkları da alamıyorum o yüzden tabii bir de pahalılar, riske atamıyorum. aldığımın da ugly doll gibi yatak süsü olmasını istemiyorum.

http://www.uglydolls.com/c/all-products

Itır said...

Bizim iki numero Aylin de kedi delisi ve sanirim bizimki de genetik; annanemden anneme, annemden bana, benden Aylin'e. Hep kedili evde yasadim ben, evlenene kadar. Gec yasta bende de kedi ve kopege bagli alerjik astim cikti. O yuzden ben de alamiyorum eve ama aklim da cikiyor dusundukce, cocuklarin ozellikle de Aylin'in nasil sevinecegi, onun pesinden nasil kosturacagini dusundukce..
Bir kac seneye kadar ellerinde islanmis usumus bir yavruyla kapiya gelecekler yanliz, o zaman ne yapacagiz bilmem :)

yasemin said...

alerji meselesi kötü Itır, kedi sevenlerde alerji olmamalı :/

elif said...

o yumusak hayvanlar, bebekler filan pek oynanmamis olsalar da cok kiymetli oyuncaklarmis. ne zaman birazini atalim, verelim bunlarin desem olay cikiyor. bilmiyorum cem o tip oyuncaklarla cok oynadi mi ama bizde oynanmadigi icin ortadan kaldirilip yillar sonra tesadufen bulunan seyler acayip mutluluklara sebep ve uzun sureli oyunlara konu olabiliyorlar. yani o senin icin kiymetli olup da oynanmayan oyuncaklari kenara koy, arada bir goz onune cikar mesela, bilincaltina islesin :) sonra gene kaldir. bir gun kendi bulunca cok sevinebilir.

polente said...

Aa ben sana anlatmayı unutmuşum benim böyle bir snoppy'im var bize gelince gösteririm, Rüya'nın yaşından beri benimle (annemin 2 yaş hediyesi), anneme sordum o da aynı bu metodla benle dünyayı gezmiş, o yaşları hatırlamıyorum ama sonrasını biliyorum. Bir sefer hatta sanırım 7/8 yaşındaydım ya da belki daha ufak boynu yamuldu snoppy'nin diye boynunu kesip evde kestiğim başka bir yastığın içini de tırtıklayıp diğerine doldurmuştum ama tabi geri dikemeyince zavallı snoppy'i ölüyordu, çok ağladım babam kurtardı. Boynunu dikti, hatta bu olay bir iki kere olduğu için fermuar dikmişti, tabi çok çirkin oldu diye bu sefer de fular falan bulundu, daha böyle bir ton hikayesi var kendisinin, başka da hiçbir oyuncağa böyle bir sevdam olmadı.

KoKoŞ KeLeBeK said...

ya bayıldım ben bu posta aklıma neler geldı neler ve favorılarıme ekleıdm desem...kıyamıyoruz degıl mı ama ben bıle kıyamazken eskılerı vermeye hepsıne bır anlam yuklerken