Saturday, September 14, 2013

insanlardan sıkılıyorum. ilişkilerden yoruluyorum. belki birkaç arkadaşımı, çocuklarımı ve kocamı hariç tutabilirim. kimseye laf söylemeyim, sebebi kendimim. armudun sapı, üzümün çöpü derhal batar bana. sap-çöp dediğim çok da önemsiz bir şey değil aslında, yorgunluğumun sebebi yalanlar. laf söylemeyim dedim ama söyledim işte. yalan, beyaz, gri ya da koyu siyah farketmez tonu, o anda buz kesmeme neden oluyor. sözsüz yalanlar da var. iletişimin %80'i sözsüzdür diye okumuştum. ses tonu, mimik, beden dili... bana değil kendilerine de yalan söylüyorlar. amaç her zaman bir başkasını kandırmak değil yani, aklınca kendini avutmak kimi zaman da. kimisi yetmezmiş gibi, yalanına inanıldığını da görmek istiyor, göremediyse bir de hırçınlıklarına maruz bırakıyor insanı. böyle bir arsızlık türü de var, iyice dayanılmaz. herkesin her şeyi gördüğünü kabul etmeme hali; gördüğünü değil, benim görmeni istediğimi göreceksin zorbalığı.

yalanını farkettiğim anda o kişiyle ilgili her şeyden soğuyorum. kaybolmak istiyorum, onu hiç tanımamış olmak. heyhat hayat sürüyor; katlanıyorsun olaylara ve insanlara. kurtulamıyorsun öyle dolanıp kaldığın ağlardan hemen. işte bu çok yorucu. yalanlarınız görünüyor. görünüyor. utanmıyor musunuz?

yalanlarla yaşamak nasıl daha kolay geliyor yalansız yaşamaktan?

4 comments:

Aslısın said...

Bazisi sadece oyle katlanabiliyor kendine ya da oyle saniyor.

KoKoŞ KeLeBeK said...

bazen oluyor oyle hele beklemedıgın seyler yasayınca ınsallah gecer ve hayatında sana huzur veren ınsalar kalır..sevgıler

Anonymous said...

Hislerinizi yazmissiniz, ne guzel. Acaba cok mu mukemmeliyetcisiniz? Bu da baska turlu bir kibir doguruyor mu cevrenize karsi?

yasemin said...

yalan konusunda katıyım ve yalanlardan rahatsizim. kendime de sert yaptırımlarım vardır. çocuklarıma işlerimi kolaylaştırmak için ayaküstü bir şey sallarsam (örnek: bugün rüya'ya dediğim gibi sen okula babanla gir ben arabayı park edeyim, okul çıkışında görüşürüz. arabayı park etmeyecektim, babası okula bırakınca ondan kolayca ayrılıyor, benim bahçede biraz beklememi isteme riski var.) kendimi gün boyu döverim içimden.

bu sadece şu insandan bu insandan gelen yalan seklinde de degil. yalan, inkar butun hayatimiza, kulturumuze sinmis durumda. gazetelere, televizyonlara, ders kitaplarina, arkadas, aile iliskilerine, kendi kendimizle olan ilişkimize... ne olup bittiğini gazetelerden takip etmem, tv izlemem. inanmadığım güvenmediğim kaynak ve insandan uzak dururum. ister kibir deyin buna ister mükemmeliyetcilik. yalana maruz kalınca arıza çıkarırım, hiçbir şey olmamış gibi davranmam. hele de 1 değil 2 değil ise. bu da o kişi, yakınımsa söylemek, yeterince yakınım değilse zaten hayatımdan çıkarmak suretiyle olur.