Wednesday, June 18, 2014

Çocuklar Mutfakta

Eveeet, en sevdiğim (!) mevsim, tatiliyle birlikte geldi işte. Arkadaş trafikleri, sıcaktan bunalmalar, kardeş kavgaları, Rüya'nın tv ve Cem'in ipad süresi için verilmesi gereken mücadeleler, öğlen - akşam için ayrı hazırlanacak menüler bu inanılmaz uzun zaman diliminde beni zorlamaya devam edecek konular olacak. Diğer yandan biraz sakin kalmayı başardığımda, yaş ve cinsiyet farkı olan iki çocukla evde yaz tatili geçirmenin tatlı yanları da yok değil. En azından şimdi iki sene önceki yaza göre daha rahatım çünkü Rüya o günlere göre terrible twodan uzak, işbirliğine yatkın, uyumlu bir kız oldu.


Bugün evvelsi gün aldığım 1,5 kilo bezelyenin ayıklanması gerekiyordu ama tatil hazırlıkları sebebiyle buna vaktim yoktu. İki kardeşi mutfağa çağırdım, önlerine tüm bezelyeyi döktüm ve ikisi arada çıkan kurtlar yüzünden dehşete kapılarak da olsa bezelyeyi elbirliğiyle ayıklayıp bitirdiler. Cem arada mırın kırın edecek olduğunda ona şöyle sordum:

- Bu çok sıkıcı, hepsini yapmak zorunda mıyım, yapmasam olmaz mı dediğinde aslında ne demiş oluyorsun?

Cem:...

- Ben yapmak istemiyorum çünkü bu benim için çok sıkıcı, o zaman sen yap demiş oluyorsun. Peki sence benim için o kadar eğlenceli bir iş mi bu? Yani bunun yerine yapmayı daha çok isteyeceğim bir şey yok mudur benim de?

Cem: Vardır, kitap okumak

- Peki beni hiç gündüz kitap okurken görüyor musun?

Cem: Görmüyorum, sadece geceleri...

- Demek ki hayatta sadece en sevdiğimiz işlerle meşgul olma şansımız yok.

Cem: Evet doğru yok.

- Benim yoksa senin neden olsun? Yapabildiğin ve bana bu sayede bir saat kazandıracağın bir şeyi neden yapmayasın? Bu evin, hepimizin, dört kişinin ihtiyacı olan işlerin tümünün sadece bir kişiye yüklenmesi adil mi sence? Ben bu arada bavul hazırlayacağım için şu anda sizin yardımınıza ihtiyacım var. Sıkılarak da olsa yaptığın bu işlerden bir şeyler öğreneceksin zamanla. En önemlisi yavaş yavaş kendi kendine yetmeyi öğrenmeye başlayacaksın. Ayrıca sen sıkıldığını söylediğin için Rüya da zevkle yaptığı işin sıkıcı olduğunu söyleyerek masadan kalktı.

Cem: Rüyaaa, gel bak çok zevkli...

- En iyisi en baştan hiç böyle şeyler söylememek, onun kendini vererek bir işle meşgul olması çok güzeldi ama senin sözlerin onun için çok önemli, hemen etkileniyor. Onun üzerinde ne kadar etkili olduğunun farkına var.

*

Kısa günün karı:

1,5 kilo bezelye çocuklar tarafından ayıklandı, kabukları çöpe gönderildi ve daha sonra pişirilmek üzere benim tarafımdan buzluğa atıldı.

İki kardeş birlikte bir işe başladı ve onu ortaklaşa bitirdi.

Cem, vakti olduğu zamanlarda, özellikle tatillerde, evdeki işlerde şikayet etmeden sorumluluk üstlenmesi gerektiğini anladı ve kabul etti.

Bu konuda kardeşine örnek olduğunu, sıkıcı bir iş olduğu için yapmak istemediğini söylemesinin ardından Rüya'nın masayı terketmesinden ve sonra onun ayıklamaya devam ettiğini görünce dönüp iş bitene kadar bir daha masadan kalkmamasından anladı.

Cem bir süredir odasını kendisi topluyordu ve sanırım bunun evdeki tek işi olacağını sanıyordu. Şimdi sorumluluk alanının sandığından daha büyük olduğunu ve odasının dışına taşabildiğini gördü.

7 comments:

elif said...

tatile mi? nereyee??

elif said...
This comment has been removed by the author.
elif said...

bu arada cok faideli bi konusma, hemen caliyorum

yasemin said...

dabiiy ki daşucu. bu sene başka da bir tatil yok ufukta.

elif said...

hayatimda ilk defa bakla aldim gecen gun. hem de 2 kilo. ustelik nefret ederim bakladan. naapsam da onu cocuklara ayiklatsam diye hal careleri ariyorum gunlerdir. bikac hafta once yarim kilo bezelye ayiklatmistim, fakat o kadarcigi bile zorladiydi. bu yazi iyi denk geldi.

dasucu bile olsa, gunesli, kumlu sakin guzel bi ortam. beni de alin allahaskina.

yasemin said...

öyle valla, gel sen de. zaten her sene bu zamanlar mutlaka gitmem lazım gelen bir yer oldu son yıllarda. ilginç ama başka bir yer değil en çok buraya gitmeyi istiyorum. bu tarihlerde pek kimse de yok. medeniyyyyetten uzak, bakir, öyle kendi halinde bir köşesi yurdumun. iyi geliyor bana buradan sonra.

Müge said...

Ben sebze ayıklarken büyük huzur buluyorum.

Annem her şeyi en iyi kendisinin yaptığına dair büyük inancından dolayı bize hiçbir işi yaptırmaz, yaptığımız işleri de aşağılardı, sağ olsun. Üstüne her işi kendisinin yaptığından şikayet etmesi de çocukluk hayatımızın eziyeti konusunda fikir versin isterim.

Ahmet'lerde ise durum değişikmiş. Onlar yedi kardeş olduklarından, bakıcıları olsa da, her işi yaparlarmış. On kişinin yiyeceği hamsiyi yarışmayla ayıklamak, yemek yapmak, ev toplamak, kedinin-köpeğin mamasını hazırlamak. Ahmet hep öyle anlatıyor.

Çocuğum olsa (ben de bu cümleyi ömrümün sonuna kadar kuracağım herhalde) her işe koşarım. Senin gibi düşünüyorum. Çöp çıkardı, bezelye ayıkladı, odasını topladı, bulaşık yıkadı diye bunalıma girmesin bir zahmet hiçbir çocuk ve ergen.

Konuşasım gelmiş benim, dolmuşum.