Saturday, August 23, 2014

Kolay Değil :: Yaz, 2014

Dün Cem'in satranç okulundaki dersin bitmesini beklerken benim gibi oğlunu bekleyen bir anneyle tanıştım. Ders bitmişti ama çocukların maçı bitmediği için çıkış saati neredeyse bir saat uzamıştı. Ben bu gecikmelere alışkın olduğum için zaten geç gitmiştim, buna rağmen bekleme süresi uzayınca "daha geç gelsek de olurmuş" diyerek konuşmayı başlattım. Beni tanıyanlar, bu tür giriş(kenlik)lerin insanı olmadığımı bilirler ama çocuklar büyürken öyle değiştim ki, ben bile kendimi tanıyamıyorum artık.

Konuşurken evlerimizin arasında sadece birkaç blok olduğu ortaya çıkınca nasıl sevindiğimizi görmeniz gerekirdi, burada anlatmam mümkün değil. Öyle ki çocuklar birbirilerini görmeye yürüyerek gidebilecekler. Ben Cem'in yaşındayken bırakın birkaç blok ötesini, bisikletle neredeyse şehrin (İstanbul değil!) tüm semtlerini kat ederdim. Cem daha tek başına markete ekmek almaya gitmedi! Bir sitede oturmadığımız için neredeyse hiç sokakta da oynamadı ama bu arkadaşına yürüyerek gidebilir çünkü evden çıktığı anda oradan da bizim evden de görülebiliyor, evleri bize öyle yakın ki.

Satranç gibi ortak ilgi alanları olan, onun dışında da birbiriyle iyi anlaşan iki çocuk ve terlik mesafesi komşular. Buna yaz tatili çaresizliği içindeki iki annenin tepkisi tabii ki çok sevinmek olur.

Ertesi gün yani bugün derhal davet edildik ve ilk ev buluşmamızı yaptık. Çok mutluyuz.

Büyük şehirde anne/baba olmak, büyük şehirde çocuk olmak, büyük şehirde yaz tatili denilen 3 aylık devasa süreyi anlamlı şekilde geçirmeye çalışmak… Çok zor arkadaşlar, gerçekten de çok zor. Hele de bir sitede değil, trafik derdinden uzak kalalım, okul dahil gitmek isteyeceğimiz her yere yakın olalım diye şehrin göbeğinde oturmayı seçmişseniz, yazlığınız yoksa, çocuklarınızı yazlık evlerine birkaç haftalığına olsun gönderebileceğiniz aile büyükleriniz yoksa, çocuklar arasında 6 küsur yaş varsa, yetmezmiş gibi cinsiyetleri de farklıysa… Tek çıkış yolu, birbiriyle vakit geçirmeyi seven ve çok uzak mesafelerde oturmayan yaşıtlarıyla yapacakları buluşmalar oluyor. Biz bu sene ilk defa Cem'i yarım günlük spor okuluna gitmeye ikna edebildik, o da iyi oldu. Kendisi de memnundu, hatta cuma akşamları yatmaya giderken "keşke yarın da masa tenisi olsaydı" dediği günler oldu. Bu noktada Yankı Yazgan'a, yazılarından birinde rastladığım "zorla güzellik olmaz ama güzellikle zorlama olabilir." sözü için teşekkür ediyor, bunu ilk okuduğumda nasıl yapacağımı bilemesem de, sonunda dinlediğim ve yapabildiğim için de kendimi tebrik ediyorum.

Cem gönülsüzce gittiği Pera Müzesi'ndeki Andy Warhol sergisi girişinde. Pek istememişti ama sonuçta pişman olmadı gittiğine. (Temmuz)

Kısacası, sinema, kitaplar, ipad, semt turları, müzeler, aileyle gidilen deniz tatilleri bir yere kadar; tatilde hiçbiri sık görüşülen arkadaşın yerini tutmuyor.

Sebze ayıklamak da bir yere kadar, yani nereye kadar? 
Sağolsunlar, buzluk doldu. (Ağustos)
*
Çocuk Bahane, Kendimize Bakalım (Yankı Yazgan)

Çocuklar Mutfakta

11 comments:

polente said...

ama bu yılın ikinci yakın arkadaşlı haberi oldu, ne kadar güzel, şahaneymiş :)

yasemin said...

Aslında 3 bile denebilir. Yunus var ve komşumuzun torunu da var. Gerçi komşunun torunuyla bu sene istediğimiz sıklığı yaklayamadık, okullar açılınca yeniden başlarız umarım.

ters pabuçlar said...

bu kalabalık şehirler büyüdükce yalnızlığımızda büyüyor ve işin kötüsü alışıyoruz buna ne kötü

yasemin said...

Alışamamanın da depresif olmak gibi bir yan etkisi var belki de alışmak lazım :/

Nihal said...

Yasemin, biz de buradayız:) Aliko 14 aylık oldu ve yürüyor. Okul açılmadan görüşebilsek şahane olurdu. Sevgiler

yasemin said...

Nihal'cim şehir dışındaydım ancak yazabiliyorum. Bu hafta Cem'in antrenmanları başladı okulda. Rüya anneannesinin yanında, ben onun da Ali'yi görmesini istiyorum çok seviyor bebekleri. Bi beceremedim şu görüşme işini kendimden geçtim yine son bir yılda :D

Nihal said...

Sevgili Yaso:) ok ne zaman istersen biz hazırız:)Öperim

Meral said...

Üzüldüm sizin için. Eskiden zor yaşadığım o şehirde çocuk yetiştirdiğimi düşünemiyorum.
Ben de Antalya'da sırf çocuklar sitenin içersindeki büyük parkta ve ağaçların altında günde 4-5 saat boyunca bebeklikten tanıdığı arkadaşlarıyla oynayabiliyor diye taşınmıyorum 2+1 evimizden. İki çocukl ve bir sürü kitapla zor sığsak da bol yeşillik alan ve acıkınca, susayınca dahi komşu teyzelerin besleyip sulaması nedeni ile saatlerce eve gelmiyorlar. Ada dün akşam 22.30 da eve geldi. Bunlar paha biçilmez bence.

Ayrıca sabah uyanınca canmız isterse denize gidiyoruz. Burada genelde bir aylık yüzme kursuna gidiyor çocuklar. Stil öğrenmek için. Zaten Antalya'da yazın açık hava sporu yapılmıyor, çok sıcak. Onun dışında bunaltmıyorum.istediklerinde kitap okuyup resim yapıyorlar. Tv de var, i-pad de kısıtlı olarak. Tam tatil oluyor.

Benim çalıştığım okul açıldı. Tatil bitti yani. Hep beraber üzülüyoruz.

Selamlar.

Meral (çikolata)

imo said...

Cem'in yürüyerek gidebileceği mesafede bir arkadaşının olması ne güzel :) Çise henüz bensiz dışarı çıkmadı oysa ben onun yaşındayken Bahariye cad.(okulum oradaydı :) )cm. karesine kadar bilirdim,tüm gün sokaktaydım vs...Hoş ben de yeni alınan her teknolojik aleti kullanmayı kızlarımdan öğreniyorum :))İyi mi kötü mü bilmiyorum.Sizi yeniden görmek harika :)

yasemin said...

Evet Meral, sokakta oynayambilseler süper olurdu ama yok maalesef. Biz de tatil bitti okul açıldı diye hep beraber seviniyoruz :)

imo, seni burada görmek harika asıl! keşke seni ve kızlarını yakından da görebilsem bir gün!

Anonymous said...

Yasemin

yazılarını arar oldum. Bak 1 ay olmuş yazmayalı. Hadi yaz artık.

sevgiler
Sesil

ps : okullar açıldı. Ben de stres katsayısı daha da arttı.